Takip Edin

Enerji Projeleri

Enerjide dönüşümün sessiz gücü: Türk elektromekanik sanayisi küresel oyuncu olmaya hazırlanıyor

Yayınlanma tarihi

-

Elektromekanik Sanayicileri Derneği (EMSAD) Başkanı Zafer Arabul, 2025 Elektromekanik Sektör Raporu’nu açıklayarak Türkiye’nin enerji altyapısının arkasındaki en önemli güçlerden birinin elektromekanik sanayisi olduğunu vurguladı. Arabul, doğru politikalarla Türkiye’nin 2035 yılına kadar yalnızca bölgesel üretim üssü değil, Avrupa ve Amerika pazarlarında kalıcı bir küresel oyuncu olacağını söyledi.


EMSAD 2025 sektör raporu açıklandı

EMSAD tarafından hazırlanan 2025 Elektromekanik Sektör Raporu, Türkiye’de elektromekanik sektörüne yönelik hazırlanmış ilk kapsamlı çalışma olma özelliği taşıyor.

EMSAD Başkanı Zafer Arabul, raporun sektörün üretim gücünü ortaya koymak ve geleceğe yönelik politika alanlarına ışık tutmak amacıyla hazırlandığını belirterek şunları söyledi:

“Türk elektromekanik sanayisinin önümüzdeki dönemde küresel pazarlarda daha güçlü bir teknoloji ve çözüm ortağı olacağına inanıyoruz. Sektörümüzün sürdürülebilir büyümesini desteklemek ve üyelerimizin rekabet gücünü artırmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.”


Güçlü üretim altyapısı ve deneyimli insan kaynağı

Arabul, sektörün en önemli avantajlarının güçlü üretim altyapısı, deneyimli insan kaynağı ve ihracat kapasitesi olduğunu vurguladı.

Elektromekanik sanayisinin, elektrik enerjisinin güvenli ve kesintisiz şekilde son kullanıcıya ulaşmasını sağlayan iletim ve dağıtım ekipmanlarını üreten stratejik bir sektör olduğunu belirten Arabul, sürdürülebilir büyüme için bazı kritik adımların şart olduğunu ifade etti.

Bu adımlar arasında:

  • Test ve sertifikasyon altyapısının güçlendirilmesi
  • Yüksek teknoloji üretiminde dışa bağımlılığın azaltılması
  • Nitelikli iş gücüne yatırım yapılması
  • İhracatta markalaşma stratejisinin hızlandırılması

öncelikli başlıklar olarak öne çıkıyor.


Elektrik ekipmanları ihracatında rekor artış

EMSAD verilerine göre elektrik iletim ve dağıtım ekipmanları ihracatı 2025 yılında da artış gösterdi.

Zafer Arabul, ihracattaki yükselişin 2026 yılında yüzde 15 seviyelerine ulaştığını belirterek şu bilgileri paylaştı:

“Elektrik-elektronik sektörü, otomotiv ve kimya sektörünün ardından Türkiye ihracatında üçüncü sıraya yerleşti. Bu başarıda elektromekanik sanayisinin katkısı çok büyük.”


Türkiye enerji koridorunun merkezinde

Türkiye’nin jeopolitik konumunun sektöre büyük avantaj sağladığını belirten Arabul, Avrupa–Asya–Orta Doğu enerji koridorunda bulunan Türkiye’nin güçlü altyapısı sayesinde bölgesel merkez haline geldiğini söyledi.

Paylaşılan verilere göre:

  • Türkiye’nin kurulu gücü 121.412 MW’a ulaştı
  • Bunun yaklaşık %62’si yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor
  • 75.775 km iletim hattı bulunuyor
  • 1.400 yüksek gerilim trafo merkezi aktif durumda
  • 1,5 milyon km dağıtım hattı ve 560 bin trafo kullanılıyor

Bu veriler, Türkiye’nin enerji altyapısının büyüklüğünü ortaya koyan en önemli göstergeler arasında yer alıyor.


Hedef 2035: küresel elektromekanik merkezi

EMSAD Başkanı Arabul, doğru sanayi ve enerji politikaları ile Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içinde elektromekanik sektöründe küresel ölçekte söz sahibi olacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye, üretim gücü, mühendislik kapasitesi ve stratejik konumu sayesinde 2035 yılına kadar Avrupa ve Amerika pazarlarında kalıcı bir oyuncu olacaktır. Elektromekanik sanayisi, enerjide dönüşümün sessiz ama en güçlü aktörlerinden biridir.”


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Enerji Projeleri

Türkiye stratejik petrol rezervlerini kullanma kararı aldı

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye petrol rezervi, Alparslan Bayraktar açıklaması, IEA petrol kararı, stratejik petrol stoku, enerji piyasası gelişmeleri başlıklarıyla gündeme gelen gelişmede, Türkiye’nin uluslararası karar doğrultusunda petrol rezervlerinden kullanım yapacağı açıklandı.

11,6 milyon varil petrol serbest bırakılacak

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Alparslan Bayraktar,
Uluslararası Enerji Ajansı
üyesi ülkelerin aldığı karar doğrultusunda Türkiye’nin stratejik petrol rezervlerinden 11,6 milyon varillik kullanım gerçekleştirileceğini açıkladı.

Bayraktar, kararın küresel enerji piyasasında yaşanan dalgalanmalar ve Orta Doğu’daki gerilim nedeniyle alındığını belirtti.

IEA’nın tarihi kararına destek

Bakan Bayraktar, Zonguldak’ta yaptığı açıklamada, IEA’nın toplam 400 milyon varillik petrol stokunu serbest bırakma kararına Türkiye’nin de destek verdiğini söyledi.

“Ulusal Petrol Stok Komitemizi topladık ve IEA’nın inisiyatifine destek olmak için rezervlerimizin yüzde 2,9’una denk gelen 11,6 milyon varil petrolü serbest bırakma kararı aldık. Bu miktar 90 gün içinde piyasaya sunulacak.”

IEA’nın aldığı kararın, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasının ardından uygulamaya konulduğu bildirildi.

Doğalgazda sorun yok açıklaması

Türkiye’nin enerji arzında sorun bulunmadığını belirten Bayraktar, doğalgaz ithalatında da herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını ifade etti.

“Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte doğalgaz ihtiyacı azalıyor. İran dahil olmak üzere tedarikte şu an bir problem görünmüyor. Vatandaşlarımızın hissedeceği bir sıkıntı söz konusu değil.”

Rusya petrolü sorusuna dikkat çeken yanıt

Türkiye’nin Rusya’dan petrol alımını artırıp artırmayacağı sorusuna da yanıt veren Bayraktar,

“Şu an ciddi bir sorunumuz yok. Eğer ihtiyaç olursa gerekli adımlar değerlendirilir.”

Kararın, küresel enerji piyasasında fiyatların dengelenmesi ve arz güvenliğinin korunması amacıyla alındığı belirtildi.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Enerji Projeleri

Türkiye’nin enerji stratejisinde nükleer vizyon öne çıkıyor

Yayınlanma tarihi

-

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Paris’te düzenlenen Nükleer Enerji Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin uzun vadeli enerji politikasında nükleer enerjinin kritik bir rol üstlendiğini belirterek, artan enerji talebi ve küresel riskler karşısında nükleer kapasitenin artırılmasının zorunlu hale geldiğini söyledi.

Küresel enerji krizine dikkat çekti

Bayraktar, Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin petrol fiyatlarını yukarı yönlü etkilediğini ve bunun küresel ekonomi açısından ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti. Enerji sektörünün aynı zamanda dijitalleşme ve yapay zekâ temelli teknolojilerle hızlı bir dönüşüm geçirdiğini belirten Bayraktar, bu değişimin elektrik talebinde yeni bir artış dalgası oluşturduğunu vurguladı.

2053 net sıfır hedefi doğrultusunda adımlar

Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzyılın ortasına kadar yaklaşık üç kat artmasının beklendiğini söyleyen Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarıyla birlikte nükleer enerjinin de büyütüleceğini dile getirdi.

20 gigavat nükleer kapasite planı

Bakan Bayraktar, Türkiye’nin 2050 yılına kadar en az 5 gigavatı küçük modüler reaktörlerden oluşmak üzere toplam 20 gigavat nükleer kurulu güce ulaşmayı hedeflediğini açıkladı. İlk nükleer santralin ise yıl sonuna doğru devreye alınmasının planlandığını belirtti.

COP31 için Antalya hazırlığı

Bayraktar ayrıca Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 hazırlıklarının sürdüğünü ifade ederek, bu zirvenin enerji dönüşümü, iklim politikaları ve enerji bağımsızlığı açısından önemli bir fırsat olacağını söyledi.

Türkiye’nin yeni enerji stratejisinde nükleer, yenilenebilir ve yerli kaynakların birlikte kullanıldığı çok yönlü bir modelin hedeflendiği vurgulandı.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Enerji Projeleri

Savaş piyasaları sarstı: Merkez bankaları faiz indirimi planını rafa kaldırıyor

Yayınlanma tarihi

-

Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilim, petrol ve emtia fiyatlarındaki sert yükselişle birlikte merkez bankalarının para politikası beklentilerini değiştirdi. Başta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olmak üzere birçok merkez bankasından faiz indirimi beklentisi ortadan kalkarken, piyasalarda “şahin politika” sürecinin başlayacağı öngörülüyor.

Petrol fiyatları tüm tahminleri bozdu

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın ikinci haftasına girilirken, enerji fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon endişelerini artırdı. Brent petrolün savaş öncesinde 70 dolar seviyelerinde olduğu, çatışmalar sonrası 110 doların üzerine çıktığı belirtilirken, fiyatlardaki oynaklık merkez bankalarının yıl sonu tahminlerini geçersiz hale getirdi.

Uzmanlara göre petrol, lojistik ve hammadde maliyetlerindeki artış, 2026 yılı için yapılan enflasyon ve büyüme projeksiyonlarının yeniden hesaplanmasına neden olacak.

Faiz indirimi beklentisi bitti

Piyasalarda, mart ayı toplantısında politika faizinin sabit tutulması beklenirken, ilerleyen aylarda faiz artışının bile gündeme gelebileceği konuşuluyor.

Sadece Türkiye’de değil, küresel ölçekte de benzer bir tablo oluştu.

  • ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimini ertelemesi,
  • Avrupa ve İngiltere’de faiz artışı ihtimali,
  • Japonya’da sıkı para politikasının sürmesi

beklentiler arasında yer alıyor.

TL varlıklarda satış hızlandı

Savaşın etkisiyle Türk lirası varlıklarda satış baskısı arttı. Dolar/TL kuru yeni zirve seviyelerini görürken, tahvil faizleri de yılın en yüksek noktalarına çıktı.

Yabancı yatırımcıların özellikle tahvil ve bankacılık hisselerinde satış yaptığı, bu nedenle Merkez Bankası’nın piyasaya döviz satarak müdahale ettiği değerlendiriliyor.

Enflasyon ve cari açık riski büyüyor

Enerji fiyatlarındaki yükseliş Türkiye için ek risk oluşturuyor. Uzmanlara göre:

  • Petrol ve doğalgaz maliyetleri enflasyonu artırabilir
  • Cari açık yeniden büyüyebilir
  • TL’de değer kaybı beklentisi güçlenebilir

Bu nedenle Merkez Bankası’nın rezerv kullanımı veya daha sıkı para politikası arasında tercih yapmak zorunda kalabileceği ifade ediliyor.

Savaş kısa sürerse etkisi sınırlı olabilir

Ekonomistler, çatışmaların kısa sürmesi ve petrol fiyatlarının yeniden 70–80 dolar bandına gerilemesi halinde piyasaların toparlanabileceğini belirtiyor. Ancak savaşın uzaması durumunda, hem Türkiye’de hem de dünyada para politikasının tamamen yeniden şekillenmesi bekleniyor.

Piyasalarda dalgalanma sürüyor

Borsa İstanbul’da satış baskısı devam ederken tahvil faizleri yükseldi, altın fiyatları ise dalgalı seyir izledi. Türkiye’nin risk primi (CDS) de son ayların en yüksek seviyesine çıktı.

Ekonomi yönetimi ise gelişmelerin yakından takip edildiğini ve gerekli tedbirlerin alınacağını açıkladı.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Reklam hba.com.tr

Trend olan