Takip Edin

Proje Taşıma Lojistiği

Anadolu lojistik üs olmaya hazırlanıyor

Yayınlanma tarihi

-

ürkiye’de sanayinin Marmara’dan Anadolu’ya kaydırılması hedefiyle hayata geçirilmesi planlanan mega endüstri bölgeleri, önemli bir dönüşüm sürecinin kapısını aralıyor. Ancak ilan edilen yatırım alanlarının şehir merkezlerine, ulaşım hatlarına, limanlara ve havaalanlarına uzaklığı, bu bölgelerin daha şimdiden lojistik açıdan dezavantajlı konumda değerlendirilmesine yol açtı.


Uzaklık ve altyapı en büyük handikap

Yeni ilan edilen sanayi yatırım alanlarının mevcut planlı sanayi bölgeleri, şehir altyapıları ve lojistik merkezlerle yeterince entegre olmaması dikkat çekiyor. Alanların büyük bölümünün sıfırdan altyapı yatırımı gerektirmesi; enerji, internet, karayolu ve demiryolu bağlantılarının yeniden inşa edilmesi anlamına geliyor. Bu durum, kamu açısından yüksek maliyet ve uzun zaman ihtiyacı doğuruyor.


Sanayinin Anadolu’ya taşınması kolay değil

Yatırım alanlarının hem büyüklüğü hem de lojistik avantaja sahip yerleşimlere uzaklığı, sanayinin Marmara’dan Anadolu’ya taşınmasının kısa vadede kolay olmayacağını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu dönüşüm, uzun soluklu bir planlama, yüksek bütçe ve güçlü lojistik entegrasyon gerektiriyor.


Boş OSB’ler ve parçalı araziler dezavantaj yaratıyor

Henüz organize sanayi bölgelerinin (OSB) tamamen dolmamış olması ve bazı mega endüstri alanlarının çok parçalı arazi yapısına sahip olması, yeni yatırım bölgelerinin cazibesini azaltan unsurlar arasında yer alıyor. Bu tablo, Sanayi Alanları Master Planı’nın uygulama sürecinin kolay olmayacağını gösteriyor.


Samsun–Mersin hattında büyük hedef

Master Plan’ın ilk fazında Samsun–Mersin hattı üzerinde 13 ilde, toplam 59 bin hektarlık 16 yeni sanayi alanı belirlendi. Uzun vadede ise planlı sanayi alanlarının büyüklüğünün 160 bin hektardan 350 bin hektara çıkarılması hedefleniyor. Bu hedef, Türkiye’nin küresel lojistik ağlardaki konumunu güçlendirme vizyonunun önemli bir parçası olarak görülüyor.


Yatırım alanları hangi kriterlere göre seçildi?

Yatırım alanlarının belirlenmesinde;
deprem ve afet riskleri, tarımsal üretim alanları, sektörel kümelenme potansiyeli,
liman, havaalanı, demiryolu ve karayolu yatırımları,
enerji altyapısı, hammaddeye ve pazarlara yakınlık,
arazi yapısı, mülkiyet durumu, su kaynakları ve çevre planları gibi çok sayıda kriter dikkate alındı. Ayrıca lojistik bağlantı gücü ve maliyet analizleri de ölçüldü.


Mega endüstri bölgeleri neyi değiştirecek?

Yeni mega endüstri bölgeleri, bulundukları şehirlerde sanayinin yeni çekim merkezleri olacak. Bu alanlarda tarım ve hayvancılık faaliyetleri yapılamayacak, arazilerin statü değişikliğiyle birlikte arsa değerlerinde artış yaşanması bekleniyor.
Sanayi yatırımları; ulaşım altyapısının gelişmesi, demiryolu ve lojistik yatırımlarının hızlanması, tersine göç ve sosyoekonomik dönüşüm gibi etkiler doğuracak.


Süreç nasıl ilerleyecek?

13 ilde, 16 ayrı bölgede yer alan 26 arazi, 17 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yatırım alanı statüsü kazandı. Bundan sonraki aşamada, bu alanlara ilişkin bilgiler ilgili bakanlıklara, belediyelere, İl Özel İdarelerine ve YİKOB’lara iletilecek.


Arazilerin hukuki statüsü netleşiyor

Belirlenen yatırım alanlarının tapu kayıtlarına; satış, devir, temlik ve haciz yasağına ilişkin şerh düşülecek. Alanların OSB, Endüstri Bölgesi, Sanayi Sitesi veya Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak kullanımı, Bakanlık tarafından belirlenecek. Uygun bulunan alanlar için yeniden yer seçimi süreci aranmayacak.


İşte lojistik ve sanayi açısından öne çıkan “şanslı bölgeler”

  • AKSARAY: 4.620 hektar, Sultanhanı – Bahçeray – Tuz Gölü – Eskil hattı
  • AMASYA: 263 hektar, Alakadı – Yavru – Boğaköy arası
  • ANKARA: 1.519 hektar, Haymana – Temelli – Oyaca ve çevresi
  • ESKİŞEHİR: 3.406 hektar, Sivrihisar doğusu
  • HASSA (Hatay): 7.121 hektar, Ardıçlı – Mazmanlı – Su Gediği
  • KARAMAN: 8.000 hektarın üzerinde, Ağılönü – Yeşildere – Piri Reis
  • KASTAMONU: 724 hektar, Selmanlı – Çırdak – Örencik
  • KAYSERİ: 1.387 hektar, Boğazköy ve çevresi
  • KIRŞEHİR: 1.076 hektar, Göllü – Hacı Ahmetli – Demirli
  • KONYA: Akşehir 1.304 hektar, Ereğli 17.200 hektar
  • NEVŞEHİR: 2.260 hektar, Türkeli – Paşalı – Üçkuyu
  • NİĞDE: 7.548 hektar, Bor kuzey ve güney bölgeleri
  • YOZGAT: 2.608 hektar, Aydıngün – Kömüşören hattı

TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Enerji Projeleri

EPDK VE TÜREB’DEN RÜZGÂR ENERJİSİNE STRATEJİK ÇALIŞTAY

Yayınlanma tarihi

-

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ile Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) iş birliğinde düzenlenen Rüzgâr Enerjisi Sektör Çalıştayı, 11 Şubat 2026’da EPDK Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Kamu, özel sektör ve birlik temsilcilerini buluşturan çalıştayda; yatırım süreçleri, işletme uygulamaları ve mevzuattaki güncel gelişmeler kapsamlı biçimde ele alındı. Etkinlik, düzenleyici otorite ile sektör paydaşları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi açısından önemli bir platform sundu.

Açılış konuşmaları EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden ve EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanı Deniz Daştan tarafından yapıldı. Konuşmalarda rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin enerji dönüşümündeki kritik rolü, sürdürülebilir yatırım ortamının önemi ve düzenleyici çerçevenin sektör ihtiyaçlarıyla uyum içinde geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

55 Milyar Dolarlık Katkı İçin Projelerde Kararlılık Vurgusu

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, yenilenebilir enerji yatırımlarındaki mevcut tabloya dikkat çekerek, ön lisans aşamasında bekleyen projelerin hem zaman hem de kaynak kaybına yol açtığını ifade etti. Planlanan santrallerin tamamlanması halinde önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 55 milyar dolarlık cari açığın azaltılmasına katkı sağlanabileceğini belirten Yılmaz, projelerin zamanında ve sorumluluk bilinciyle ilerlemesinin hayati önem taşıdığını söyledi.

Depolama uygulamalarının enerji dönüşümünün ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirten Yılmaz, 2035 yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşabilmek için yatırımcıların yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Hedefler ve Uygulama Kapasitesi Eş Zamanlı İlerlemeli

TÜREB Başkanı Dr. İbrahim Erden ise rüzgâr ve güneş projeleriyle entegre şekilde planlanan depolama yatırımlarının yeni dönemin en kritik başlığı olduğunu ifade etti. Depolamanın yalnızca kapasite artışı değil; sistem esnekliği ve arz güvenliği anlamına geldiğini belirten Erden, büyük proje stokunun tek başına başarı sayılmayacağını, asıl önemli olanın projelerin finansman ve şebeke kapasitesiyle uyumlu biçimde hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.

Erden ayrıca bağlantı altyapısı, ön lisans süreleri ve izin süreçlerindeki uyum ihtiyacına dikkat çekerek, sektörün çözüm odaklı bir yaklaşımla sürece katkı sunmaya hazır olduğunu dile getirdi.

Küresel Dönüşümde Rüzgâr ve Depolama Öne Çıkıyor

EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanı Deniz Daştan, küresel yenilenebilir enerji kapasitesindeki hızlı artışa dikkat çekti. 2015 sonunda yaklaşık 2.000 GW olan dünya yenilenebilir kurulu gücünün 2025 itibarıyla 5.000 GW’ı aştığını belirten Daştan, yalnızca 2025 yılında 150 GW’lık rüzgâr kapasitesinin devreye alındığını ifade etti.

Türkiye’nin aynı yıl yaklaşık 2 GW’lık yeni rüzgâr kapasitesi devreye aldığını ve toplam kurulu gücün 15 GW seviyesine ulaştığını kaydeden Daştan, tahsis edilmiş ancak henüz işletmeye alınmamış 67 GW’lık kapasitenin önemli bölümünün rüzgâr ve depolamalı projelerden oluştuğunu belirtti. Depolamanın artık enerji sisteminin belirleyici unsurlarından biri haline geldiğini vurguladı.

Yatırım ve İşletme Süreçleri Masaya Yatırıldı

İki oturum halinde gerçekleştirilen çalıştayın ilk bölümünde rüzgâr yatırımlarındaki güncel durum, kamulaştırma ve lisanslama süreçleri ile sahadaki uygulamalar değerlendirildi. İkinci oturumda ise RES işletmelerinin piyasa uygulamaları, mevzuat düzenlemeleri ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler ele alındı.

Katılımcılar, sahadaki güncel sorun ve önerilerini doğrudan düzenleyici otoriteyle paylaşma imkânı bulurken, piyasa yapısının etkinliği ve öngörülebilirliğinin artırılmasına yönelik görüş alışverişinde bulundu. Çalıştay, sektörün önceliklerinin EPDK nezdinde doğrudan aktarılmasına katkı sağlayan önemli bir istişare zemini sundu.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Enerji Projeleri

EPDK Altınbaş Petrol Körfez Tarifelerini Güncelledi

Yayınlanma tarihi

-

EPDK Altınbaş Petrol Körfez tarifeleri için yeni düzenlemeyi onayladı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun 6 Şubat 2026 tarihli kararıyla, Kocaeli Derince’deki Körfez İletim ve Körfez Depolama Tesislerine ait hizmet bedelleri yeniden belirlendi.

Körfez İletim Tesisi Ücretleri Güncellendi

Yeni tarifeye göre, Barbaros Mahallesi’nde bulunan tesiste uygulanacak iletim hizmet bedelleri şöyle:

  • Benzin iletim bedeli (m³): 34,30 TL
  • Motorin iletim bedeli (m³): 38,28 TL

İletim faaliyetlerinde:

  • Yıllık asgari iletim miktarı: 3.000 m³
  • Sevkiyat başına asgari miktar: 400 m³

şartı devam edecek. Belirlenen bedellere KDV ayrıca eklenecek.


Depolama ve Teslim Hizmet Bedelleri

Altınbaş Petrol Körfez Depolama Tesisi için açıklanan yeni ücretler ise şu şekilde:

  • Günlük depolama bedeli (benzin, m³): 6,15 TL
  • Günlük depolama bedeli (motorin, m³): 6,66 TL
  • Teslim alma hizmet bedeli (m³): 120 TL
  • Teslim etme hizmet bedeli (m³): 120 TL

Teslim alma ve teslim etme ücretleri her iki yakıt türü için aynı seviyede uygulanacak.


Akaryakıt Lojistiğinde Maliyetler Yeniden Şekilleniyor

EPDK’nın onayıyla yürürlüğe giren yeni tarifeler, akaryakıt iletim maliyetleri, depolama giderleri ve lojistik zinciri açısından sektörde yakından takip ediliyor. Güncellenen bedellerin dağıtım ve piyasa fiyatlarına olası etkileri önümüzdeki süreçte netleşecek.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Enerji Projeleri

GCIP Türkiye Hızlandırıcısı Ödülleri Sahiplerini Buldu

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’de yeşil teknoloji girişimleri ve sürdürülebilir inovasyon alanında önemli programlardan biri olan Küresel Temiz Teknolojiler Girişimcilik Programı (GCIP) Türkiye 2025 Hızlandırıcı Programı ödülleri sahiplerini buldu.

TÜBİTAK rehberliğinde ve UNIDO iş birliğiyle yürütülen programın ödül töreninde, dereceye giren finalist takımlara ve kadın girişimcilere plaketleri takdim edildi.


39 Takım Yarıştı, 17’sine Kadın Girişimciler Liderlik Etti

Yarı finale yükselerek hızlandırma programına katılan 39 takımın 17’sinde kadın girişimciler liderlik yaptı. Program, temiz enerji, enerji verimliliği ve iklim teknolojileri alanında yenilikçi çözümler geliştiren girişimleri desteklemeyi hedefliyor.


“31,5 Milyar Lira Kaynak Aktardık”

Ödül töreninde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TÜBİTAK aracılığıyla son 23 yılda:

  • 4 bin 291 projeye
  • 4 bin 318 bilim insanına
  • Toplam 31,5 milyar lira kaynak

aktarıldığını açıkladı.


2053 Net Sıfır Hedefi İçin Dev Yatırımlar

Kacır, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi kapsamında 2012 yılından bu yana:

  • Yenilenebilir enerji
  • Enerji verimliliği
  • Çevre yatırımları

başlıklarında 2,1 trilyon lirayı aşan proje büyüklüğüne sahip 16 bin 641 yatırım için teşvik belgesi düzenlendiğini belirtti.

Sadece geçtiğimiz yıl teşvik sistemiyle:

  • 6 bin 716 MW güneş enerjisi
  • 5 bin MW rüzgâr enerjisi

yatırımının önü açıldı.


235 Yeşil Girişim Kuruldu

TÜBİTAK BiGG Programı kapsamında ise yeşil teknolojiler alanında bugüne kadar 235 girişimin kurulması sağlandı.

GCIP Türkiye Hızlandırıcısı, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çevre dostu teknolojilerin ticarileşmesini destekleyerek Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecine katkı sunmaya devam ediyor.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Trend olan