Takip Edin

Son Dakika

Anadolu Isuzu yeni nesil Citi Volt Elektrikli otobüslerini Proterra teknolojsi ile güçlendiriyor

Yayınlanma tarihi

-

Anadolu Isuzu, 12 ve 18 metrelik sıfır emisyonlu yeni Citi VOLT elektrikli otobüs modellerinde, Proterra’nın sektör lideri ticari araç batarya teknolojisine yer verecek. İhracatta hedef pazarlardaki yerel ihtiyaçları göz önüne alarak geliştirdiği araçları ile öne çıkan Anadolu Isuzu, Proterra bataryanın tek bir şarjla 200 ilâ 405 km’lik sürüş olanağı sayesinde Avrupa toplu taşıma pazarının taleplerini karşılayacak. Türkiye’nin lider ticari araç üreticisi Anadolu Isuzu ile ticari araç elektrifikasyon teknolojisinde önde gelen yenilikçi firmalardan Amerika merkezli Proterra Inc., Anadolu Isuzu’nun elektrikli otobüsü Citi VOLT için işbirliğine imza attı. İşbirliği kapsamında Anadolu Isuzu, 12 ve 18 metrelik sıfır emisyonlu yeni Citi VOLT elektrikli otobüs modellerinde güç kaynağı olarak Proterra’nın ticari araç batarya teknolojisini kullanacak. Citi VOLT’a güç sağlayacak olan Proterra batarya sistemi, tek bir şarjla 200 ilâ 405 km’lik sürüş olanağı ile Avrupa toplu taşıma pazarının taleplerini karşılayacak. “Elektrikli araçlar sürdürülebilir geleceği destekleyen bir ilerleme ve büyüme alanı”  Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan işbirliğine yönelik değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Hayatımızı birçok yönden etkileyen göz ardı edilemeyecek bir olgu olan iklim krizi; ekonomik, çevresel ve toplumsal sürdürülebilirlik açısından orta ve uzun vadede çok çeşitli alanlarda etkisini gösterebilecektir. Bu nedenle elektrikli araçların geliştirilmesini, çığır açan teknolojilerin başı çektiği sürdürülebilir geleceği destekleyen bir ilerleme ve büyüme alanı olarak görüyoruz. Midibüs ve kamyon projeleri de dahil olmak üzere birçok projeyi geliştirmeye devam edeceğiz. Vizyonumuz doğrultusunda Proterra gibi dünya standartlarında yenilikçi bir ortak ile çalışacağımız için son derece mutluyum.”  “Daha sağlıklı bir çevre konusunda Anadolu Isuzu ile aynı vizyonu paylaşıyoruz” Proterra Başkanı Gareth Joyce ise şöyle konuştu: “Proterra olarak kanıtlanmış batarya teknolojimizi Avrupa toplu taşıma pazarına getirirken, Anadolu Isuzu gibi bir sektör lideri ile birlikte çalışmaktan heyecan duyuyoruz. Sıfır emisyonlu ulaşıma geçişte Avrupa uzun süredir küresel bir öncü olmuştur. Kuzey Amerika’daki yolcu otobüsü filolarında kendini ispat etmiş olan Proterra teknolojisi Avrupa ülkelerinde de kullanılabilir. Daha sağlıklı bir çevre konusunda Anadolu Isuzu ile aynı vizyonu paylaşıyor ve dünyanın dört bir yanında daha da temiz ve sessiz elektrikli araçlara güç sağlayarak başarımızı devam ettirmek için sabırsızlanıyoruz.”  İşbirliği Anadolu Isuzu’nun elektrikli araç teknolojilerindeki etkisini arttırırken Proterra’nın da Avrupa pazarına girişini sağladı Anadolu Isuzu hedef pazarlarının yerel ihtiyaçları için geliştirdiği ticari araçlarla küresel bir marka olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Türkiye’de olduğu kadar dünya pazarlarında da iddia sahibi olan Anadolu Isuzu, çevre dostu otobüsleri ile yeni teknolojiler geliştirmeye odaklanıyor. Anadolu Isuzu’nun ilk 8 metrelik elektrikli otobüsü NovoCiti VOLT Avrupa’daki tanıtım turnesinde büyük övgüler aldı. Anadolu Isuzu 12 ve 18 metrelik sıfır emisyonlu yeni Citi VOLT elektrikli otobüs modellerinde daha düşük işletme maliyeti, daha uzun menzil ve azami verimlilik sunmayı amaçlıyor. ABD’de tasarlanıp üretilen Proterra batarya sistemleri, Anadolu Isuzu gibi ileri gelen ticari elektrikli araç üreticilerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kompakt, emniyetli ve güçlü bir çözüm oluşturuyor. Şirketin yolcu otobüslerince katedilen toplam 20 milyon kilometreden fazla mesafede kendini kanıtlamış olan Proterra batarya, azami menzil için oluşturulmuş sektör lideri enerji yoğunluğu, farklı tip araçlara uyarlanabilme kolaylığı ve çetin çevre koşullarına dayanıklı hale getirilmiş ticari kalitedeki mahfaza gibi nitelikleri bir araya getiriyor. İşbirliği ile Anadolu Isuzu, elektrikli araç piyasasındaki nüfuz ve penetrasyonunu artırırken, Proterra Powered da Avrupa toplu taşıma pazarına adım atmış oldu.

TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Dakika

‘Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük’

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz dedi.

Yayınlanma tarihi

-

‘Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük’ Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz” dedi. Yeditepe Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hantavirüsler, kemirgenler ve bazı böcekçil hayvanlar aracılığıyla taşınan, zarflı RNA yapısına sahip virüslerdir. Bunyaviridae ailesi içerisinde yer alan bu virüs grubu, farklı türleriyle insanlarda çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Bugüne kadar en az 40 hantavirüs türü tanımlanmış olup bunların en az 22’sinin insanlarda hastalık yapabildiği biliniyor. Her hantavirüs tipi genellikle belirli bir kemirici türü ile ilişkilidir ve virüs doğada bu hayvanlar arasında dolaşımını sürdürür” diye konuştu. Prof. Dr. Sönmnezoğlu, “Virüs adını, ilk kez izole edildiği Hantaan Nehri’nden alıyor. 1978 yılında Ho Wang Lee tarafından Kore’de bu nehir çevresinde yaşayan bir kemiriciden izole edilerek bilim dünyasına kazandırılmıştır. Bu keşif, hastalığın nedeninin anlaşılmasında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Hantavirüs yeni bir virüs değil. Hastalık ilk olarak Kore Savaşı sırasında dikkat çekiyor. O dönemde Amerikan askerleri arasında yüksek ateş, şiddetli kanamalar ve böbrek yetmezliği ile seyreden vakalar görülüyor ve hastalık ‘Kore Kanamalı Ateşi’ olarak adlandırılıyor. Amerikan ordusu 1951-1952 yılları arasında 3500’den fazla vaka ve yaklaşık 400 ölüm kaydetmiş. Savaş sonrası asker hareketliliği ve lojistik faaliyetler nedeniyle hastalığın belirtileri dünyanın farklı bölgelerinde de görülmeye başlanmış” dedi. ‘BÖBREK YETMEZLİĞİ GÖRÜLEBİLİR’ Prof. Dr. Sönmnezoğlu,”Hantavirüsler, coğrafi dağılımına ve virüs tipine bağlı olarak iki ana klinik tabloya neden olur; Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS). Daha çok Amerika kıtasında görülür. Akciğer tutulumu ön plandadır. Hastalık ani başlangıçlı olup hızla ağırlaşabilir. Öksürük, nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi ve dolaşım yetmezliği gelişebilir. Bu formun ölüm oranı oldukça yüksektir. Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) ise Avrupa ve Asya’da yaygındır. Böbrek tutulumu ile karakterizedir. Hastalarda düşük tansiyon, kanama eğilimi ve böbrek yetmezliği görülebilir. Türkiye’de bildirilen vakalar genellikle bu klinik tablo ile uyumludur” diye konuştu. ‘ÇİFTÇİLİK VE ORMANCILIK GİBİ FAALİYETLER BULAŞ RİSKİNİ ARTIRIR’ Hantavirüslerin çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğü ile çevreye yayılan virüs, kuruyarak havaya karışabilir ve solunum yoluyla insanlara geçebilir. Kontamine partiküllerin solunması, kemirgen atıklarıyla temas, nadiren kemirgen ısırıkları ile bulaşabilir. Kapalı ve yetersiz havalandırılan alanların temizlenmesi, kemirgen istilasına uğramış ortamlarda bulunmak, çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetler bulaş riskini artırır. Genel olarak hantavirüsler insanlar arasında bulaşmaz. Ancak Amerika kıtasında görülen Andes virüsü için nadir de olsa insandan insana bulaş bildirilmiştir. Bu bulaşın genellikle aynı evde yaşayan kişiler veya yakın temaslılar arasında, uzun süreli temas sonucu gerçekleştiği belirtilmektedir” ifadelerini kullandı. ‘BELİRTİLER 1 İLA 8 HAFTA İÇİNDE ORTAYA ÇIKAR’ Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Belirtiler genellikle virüse maruz kalındıktan sonra 1 ila 8 hafta içinde ortaya çıkar. Erken dönem belirtileri; ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, karın ağrısı, bulantı ve kusma. İleri dönem belirtileri; HCPS’de: öksürük, nefes darlığı, akciğer ödemi. HFRS’de: düşük tansiyon, kanama bozuklukları, böbrek yetmezliği. Hastalık bazı hastalarda hızla ağırlaşarak hayati risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonunun erken tanısı, belirtilerin diğer birçok hastalıkla benzerlik göstermesi nedeniyle zor olabilir. Bu nedenle hastanın öyküsü büyük önem taşır. Özellikle kemirgen teması, mesleki riskler ve seyahat geçmişi sorgulanmalıdır. Tanı yöntemleri olarak serolojik testler (IgM ve IgG antikorlarının tespiti), PCR ile viral RNA’nın gösterilmesi kullanılır. Laboratuvar çalışmaları yüksek biyogüvenlik önlemleri gerektirir” dedi. ‘DÜNYA GENELİNDE HER YIL BİNLERCE VAKAYA NEDEN OLUR’ Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Hantavirüs enfeksiyonu için onaylanmış spesifik bir antiviral tedavi veya aşı bulunmuyor. Tedavi tamamen destekleyicidir. Solunum desteği, sıvı ve elektrolit dengesi, böbrek fonksiyonlarının izlenmesi, gerekli durumlarda yoğun bakım desteği yapılır. Erken dönemde uygun tıbbi müdahale, özellikle ağır vakalarda hayatta kalma şansını artırır. Hantavirüs enfeksiyonları nadir görülmekle birlikte dünya genelinde her yıl binlerce vakaya neden olur. Yıllık tahmini vaka sayısı; 10.000 – 100.000 civarındadır. Vakaların büyük çoğunluğu Asya ve Avrupa’da görülür. Amerika kıtasında daha az vaka olmasına rağmen hastalık daha ağır seyreder. Ölüm oranları Avrupa ve Asya’da yüzde 1 – yüzde 15, Amerika kıtasında yüzde 20 – yüzde 50 arasındadır” diye konuştu. Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Hantavirüs enfeksiyonları dünya genelinde farklı bölgelerde görülüyor. Çin en yüksek vaka sayısına sahip ülke. Güney Kore düzenli olarak vaka bildiriliyor. Kuzey ve Orta Avrupa’da her yıl binlerce vaka görülüyor. Güney Amerika daha az vaka ancak daha yüksek ölüm oranına sahip. Türkiye’de hantavirüs vakaları 2009 yılından bu yana bildiriliyor. 2009-2025 yılları arasında yıllık vaka sayıları 4 ile 58 arasında değişmiş. Türkiye’de görülen vakalar genellikle böbrek tutulumu ile seyreden HFRS formundadır. Hantavirüs enfeksiyonu açısından risk altında olan gruplar; çiftçiler, orman işçileri, depo, ahır ve kapalı alan çalışanları, kemirgenlerle temas riski olanlardır. Ayrıca uzun süre kapalı kalmış alanları temizleyen kişiler de risk grubunda yer alır” ifadelerini kullandı. ‘KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU KEMİRGENLERLE TEMASI AZALTMAKTIR’ Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Yaşam alanlarının temiz tutulmalıdır. Kemirgen girişleri engellenmelidir. Gıdalar güvenli şekilde saklanmalıdır. Temizlik sırasında toz oluşumu önlenmelidir. Kirli alanlar temizlenmeden önce nemlendirilmelidir. El hijyenine dikkat edilmelidir” dedi.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Son Dakika

Hantavirüsün İnsanlar Arasında Yayılımı Düşük Risk Taşıyor

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz dedi.

Yayınlanma tarihi

-

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, hantavirüsün insandan insana yayılımının oldukça sınırlı olduğunu belirterek, geniş çaplı bir pandemi riski taşımadığını ifade etti. Hantavirüslerin, esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaştığını ve bu virüslerin birçok türünün insanlarda hastalıklara yol açabileceğini vurguladı. Şu ana kadar 40’tan fazla hantavirüs türü tanımlanmış olup, bunlardan 22’sinin insanlarda hastalık oluşturma potansiyeli bulunuyor. Hantavirüs, ilk kez 1978 yılında Kore’deki Hantaan Nehri’nden izole edilmiştir. Hastalık, Kore Savaşı sırasında Amerikan askerleri arasında yüksek ateş ve kanamalarla kendini göstermiştir. Hantavirüs enfeksiyonu, iki ana klinik tabloya neden olmaktadır: Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS) ve Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS). HCPS, Amerika kıtasında daha yaygın olup, ani başlangıçlı ve hızlı bir şekilde ağırlaşabilen bir hastalıktır. HFRS ise Avrupa ve Asya’da görülmekte olup, böbrek tutulumu ile karakterizedir. Hantavirüslerin bulaşma yolları arasında enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve tükürüğü ile havaya karışan virüslerin solunması yer almaktadır. Çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetlerin, hantavirüs bulaşma riskini artırdığı belirtilmektedir. Belirtiler, virüse maruz kalındıktan sonra 1 ila 8 hafta içinde ortaya çıkmakta ve erken tanı zorlukları nedeniyle hastanın geçmişi büyük önem taşımaktadır. Hantavirüs enfeksiyonları için spesifik bir tedavi veya aşı bulunmamakta, tedavi genellikle destekleyici bakım ile sınırlıdır. Dünya genelinde her yıl binlerce hantavirüs vakası kaydedilmektedir ve Türkiye’de de 2009’dan bu yana vakalar bildirilmiştir. Hantavirüs enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yolu, kemirgenlerle teması azaltmak ve yaşam alanlarının temiz tutulmasıdır.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Son Dakika

Biglift Makine’den 12 Katta Özel Kurtarma Operasyonu

Türkiye’nin en büyük jumbo platform firmalarından Biglift Makine, İstanbul’da yürekleri ısıtan özel bir kurtarma operasyonuna imza attı…

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’nin en büyük jumbo platform firmalarından Biglift Makine, İstanbul’da yürekleri

ısıtan özel bir kurtarma operasyonuna imza attı.

İstanbul’da bir binanın 12 katında, cam önünde mahsur kalan ev kuşu, ev sahibinin yardım

çağrısı üzerine Biglift Makine ekibi tarafından güvenli şekilde kurtarıldı.

Yüksek erişim gerektiren alanlarda profesyonel çözümler sunan Biglift, bu kez bir proje için

değil, bir can dostu için harekete geçti. Operatörün dikkatli, kontrollü ve hassas müdahalesi

sayesinde kuş bulunduğu noktadan zarar görmeden alınarak sahibine teslim edildi.

Çevredeki vatandaşlar tarafından ilgiyle izlenen kurtarma operasyonu, sosyal medyada

paylaşılan görüntülerle kısa sürede büyük beğeni topladı.

Biglift Makine yetkilileri ise operasyonla ilgili şu mesajı verdi:

“Yalnızca projelerde değil, ihtiyaç duyulan her anda hayatın içindeyiz.”

Bu anlamlı çalışma, Biglift Makine’nin sadece güçlü ekipman ve teknik kabiliyetiyle değil,

aynı zamanda duyarlılığıyla da fark yarattığını bir kez daha gösterdi.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Trend olan