Takip Edin

Makale

Hayatı Iskalayan Ekonomi: Kur, Enflasyon ve Vatandaşın Daralan Cebindeki Gerçekler

Yayınlanma tarihi

-

Sokaktaki vatandaş ,dostlar , esnaf  ve sanayicilerle  konuştuğumuzda artık ilk cümle çoğunlukla aynı: Vatandaş “Geçinemiyoruz.” Esnaf:”İş yok” Sanayici : “Kazanamıyoruz” selzenişlerini sokakta ve her yerde yaşıyoruz.Bunun ön yüzünün iyi değerlendirmek gerekiyor.Değişim elbete değişim sanal Dünya ,yeni nesil sistemler bu harcı nasıl tamamlayıp esnafı ,sanayyiciye katkıda bulunacağı merak konusu. Özellike”  Z” kuşağının sistem üzerindeki aklı ,hayat tek düze bireysellik üzerinden geçişleri bir kalkıma  sürecini nasıl etkileyecek bilinmiyor.Bilenen şu gençliğin bir kısmının hayalleri farklı çizgileri oluşturuyor güncel hayatlarında. “Ortak Selzeniş “ Bu sadece muhalefetin değil, iktidar partisi tabanındaki vatandaşların da ortak serzenişi. 1970’lerde söylenen “Ayağını yorganına göre uzat” anlayışının yerini bugün, borca dayalı bir ekonomik düzen aldı. Sıkı para politikaları, Hazine ve Maliye’nin sert uygulamaları ve vergi yükü; esnaftan sanayiciye, memurdan emekliye kadar herkesin cebini daraltmış durumda. Son bir yıldır yaşanan ekonomik daralma, “acı reçete” adı altında hem küçük hem büyük kesimleri fazlasıyla etkiledi. Aile Bütçeleri Alarm Veriyor İki kişinin çalıştığı bir evde bile ekonomi denklemi tutmuyor. Hele ki iki çocuklu bir aile için durum daha da zor. Maaşlar kâğıt üzerinde normalin üzerinde görünse de, artan gıda, barınma, ulaşım ve eğitim masrafları aile bütçelerini paramparça ediyor. Devlet kurumlarında çalışanlar görece daha rahat görünse de, özel ders gelirleri düşen öğretmenlerden küçük esnafa kadar herkes aynı noktada birleşiyor: “Cebimiz boş, belimiz bükük.” Sanayicinin Çıkmazı: Kur ve Nakit Sıkıntısı Sanayi sektörü ve ihracatçılar da zor bir dönemden geçiyor. İthal ara mallarının fiyatı arttı, vergiler yükseldi. Üstelik döviz kurundaki sıkı duruş, ihracatçıların rekabet gücünü zayıflatıyor. Dolar kuru, ihracatçının nefes borusu. Ancak kurun yükselmesine izin verilmediğinde, ihracatçılar zor durumda kalıyor. Buna rağmen kurdaki her artış da temel gıda ve tüm fiyatlara yansıyarak vatandaşın sırtına yük bindiriyor. Firmalar “iş yapıyoruz ama kazanamıyoruz” diyor. İç piyasada nakit para neredeyse kayboldu, finansman döngüsü tıkandı. Bir yıldır nakit paranın peşinde koşan sanayici de, vatandaş da aynı sıkışmışlığı yaşıyor. TÜİK, ENAG ve Gerçeğin Makası TÜİK’in açıkladığı eylül enflasyonu aylık %3,23, yıllık %33,29. ENAG ise aynı dönemde yıllık %63,23 açıkladı. İTO da İstanbul için yıllık %40,75 enflasyon hesapladı. Aylık bazda TÜİK ile ENAG arasındaki fark biraz kapanmış görünse de, yıllık makas hâlâ açık. Bu durum, vatandaşı da esnafı da “kime inanacağız?” sorusuyla baş başa bırakıyor. Eğitim ve Konutta Fahiş Artış TÜİK verilerine göre eylülde zam şampiyonu üniversite ücretleri oldu; artış oranı %61,67. Öğrenci yurtları %36,62 yükseldi. Konut fiyatları yıllık %51,36 arttı. Yumurta fiyatı %19,84 artışla zirveye çıktı. Temel gıdada ortalama artış ise %4,62 olarak kayıtlara geçti.   Gerçekle Yüzleşmek Her ay yeni zamlarla karşı karşıya kalan halk, sadece gıdada değil, eğitimde, barınmada ve sağlıkta da nefes alamıyor. Enflasyonu düşük göstermek belki kâğıt üzerinde başarı gibi duruyor ama çarşı-pazarda, mutfakta, faturada gerçekler bambaşka. Hayatı ıskalayan bu ekonomik tablo, rakamlarla oynamakla değil; vatandaşın sofrasına, öğrencinin eğitimine, esnafın işine nefes aldıracak çözümlerle düze çıkmasını temenni ediyorum.. Sağlıkla Kalın …

TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir