Takip Edin

Son Dakika

Enerjisa Enerji ve Brisa, Türkiye’de elektrikli araçlar için hızlı şarj istasyonu sayısını artırmayı hedefliyor 

Yayınlanma tarihi

-

Enerjisa Enerji’nin çoğunluk hissesine sahip olduğu, Türkiye’nin ilk ve en hızlı elektrikli şarj istasyonu ağı Eşarj ile müşterilerine kesintisiz yolculuk deneyimi sunmak üzere sektöre öncülük eden lastik sektörü lideri Brisa’nın iş birliği kapsamında şu ana kadar 8 adet hızlı elektrikli şarj istasyonu devreye alındı. Brisa’nın hızlı bakım servis zinciri Otopratik mağazalarında devreye alınan istasyon sayısının yıl sonuna kadar, tamamıyla hızlı şarjı destekleyecek şekilde 17 adede çıkarılması hedefleniyor. Türkiye genelinde 251 lokasyonda 468 soketli araç şarj istasyonu ağı ile en hızlı şarj istasyonu haline gelen Eşarj ile müşterilerine kesintisiz yolculuk deneyimi sunmayı hedefleyen lastik sektörü lideri Brisa arasında, 2019 yılında anlaşma imzalanmıştı. Anlaşma kapsamında Brisa, seçili hızlı bakım ve servis zinciri Otopratik mağazalarında elektrikli araç şarj istasyonları açmaya başladı.  Bu kapsamda bugüne dek İstanbul, Bursa, Denizli, Antalya, Tekirdağ, Trabzon ve Adana illerindeki Brisa Otopratik mağazalarında toplam 8 adet istasyon hizmet vermeye başladı. Brisa ve Eşarj, elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasında önemli bir ihtiyaç olan bu istasyonların sayısını gerçekleştirilen yeni anlaşma ile yıl sonuna kadar 17 hızlı istasyona çıkarmayı hedefliyor. Ülkemizdeki hibrit ve elektrikli araç sayısının son dönemdeki yükselişi sonrasında taraflar arasında gerçekleştirilen anlaşma dahilinde, hizmet verilen lokasyon sayısının önümüzdeki günlerde Mersin, Ankara, Amasya ve Diyarbakır illerindeki Otopratik noktalarının da eklenmesi ile 17 adete, varolan soket sayısının yaklaşık 50 adede çıkarılması hedefleniyor. Küresel enerji trendlerini ve Türkiye dinamiklerini yakından takip eden Enerjisa Enerji, bu trendlerin merkezinde yer alan e-mobilitenin, karbon salınımının azaltılması ve tüm dünyada benimsenen 2030 ve 2050 yıllarındaki hedeflere ulaşılması açısından büyük önem taşıması bilinciyle hareket ediyor. Bu anlamda sürdürülebilirliği odak noktası haline getirerek enerji ve doğal kaynak kullanımı konusunda doğa dostu teknolojilerin uygulanması ve tasarruf önlemleri ile ilgili çalışmalar yürüten Eşarj, Türkiye’de Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası’na (IREC) sahip olan ilk elektrikli şarj istasyonu operatörü olma gururunu taşıyor. ‘’150.000 kez şarjlanma sayısına ulaşan ilk şarj istasyonu şirketi olarak, gerçekleştireceğimiz iş birlikleri ile bu sayının katlanarak artmasını hedefliyoruz. ‘’ Enerjisa Enerji CEO’su ve Eşarj Yönetim Kurulu Başkanı Murat Pınar konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada artan elektrikli araç sayısının bu anlamdaki hizmet ağının da artışına sebep olduğunu belirterek, “Sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın gündeminde yer alan sürdürülebilirlik ve karbon ayak izi konuları, iş alanımız açısından büyük önem taşıyor.  Daha önce de belirttiğimiz üzere, 2030 yılına kadar karbon salımına 2,5 milyon tonluk katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu hedefimize özellikle geliştirdiğimiz iş birliklerinin sağladığı katkı ile adım adım ilerliyoruz. Brisa ile bu alanda gerçekleştirdiğimiz ve sürdürdüğümüz iş birliğimiz bu anlamdaki kırılım noktalarından biri. Hatta, bizce çarpan etkisine sahip. Pandeminin etkilerinin oldukça sert şekilde hissedildiği 2021 yılında, 150.000 kez şarjlanma sayısına ulaşan ilk şarj istasyonu şirketi olarak, gerçekleştireceğimiz iş birlikleri ile bu sayının katlanarak artmasını hedefliyoruz. Elektrikli araç piyasasının hareketlenmesi ve yollardaki elektrik araç sayısının günden güne artmasına paralel olarak bu alandaki yatırım ve çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi ‘’Değişen mobilite alışkanlıkları kapsamında, müşterilerimize kesintisiz bir yolculuk deneyimi sunmak üzere çalışmalarımızı hızlandırıyoruz.” Yapılan işbirliği ile ilgili görüşlerini aktaran Brisa CEO’su Haluk Kürkçü, “Türkiye lastik sektörü lideri olarak, değişen tüketici alışkanlıkları ve mobilite alanındaki yeni ihtiyaçlarla birlikte bu alandaki çalışmalarımızı hızlandırıyoruz.  Bu kapsamda sektörümüzde mobilite dönüşümünde öncü olma hedefimizle, Eşarj ile elektrikli araçlar için şarj çözümü sunmak üzere güçlerimizi birleştirdik. Kapsamlı bir saha araştırması ve altyapı çalışmasının ardından, müşterilerimizin her türlü servis ve bakım ihtiyacını tek noktadan karşıladığımız Otopratik mağazalarımızda Eşarj hizmetimizi de yaygınlaştırmaya başladık. Özellikle yüksek teknolojili ve hızlı şarj etme kapasitesine sahip istasyonlarla, elektrikli araç tercih eden kullanıcılara yüksek kalitede hizmet sunuyoruz. Bu süreçte bizlerle birlikte yol alan hizmet noktalarımıza ve iş ortaklarımıza da teşekkür ediyorum. Kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda hizmetlerimizi ulaşılabilir kılmaya, çeşitlendirmeye ve geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.  

TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Dakika

‘Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük’

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz dedi.

Yayınlanma tarihi

-

‘Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük’ Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz” dedi. Yeditepe Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hantavirüsler, kemirgenler ve bazı böcekçil hayvanlar aracılığıyla taşınan, zarflı RNA yapısına sahip virüslerdir. Bunyaviridae ailesi içerisinde yer alan bu virüs grubu, farklı türleriyle insanlarda çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Bugüne kadar en az 40 hantavirüs türü tanımlanmış olup bunların en az 22’sinin insanlarda hastalık yapabildiği biliniyor. Her hantavirüs tipi genellikle belirli bir kemirici türü ile ilişkilidir ve virüs doğada bu hayvanlar arasında dolaşımını sürdürür” diye konuştu. Prof. Dr. Sönmnezoğlu, “Virüs adını, ilk kez izole edildiği Hantaan Nehri’nden alıyor. 1978 yılında Ho Wang Lee tarafından Kore’de bu nehir çevresinde yaşayan bir kemiriciden izole edilerek bilim dünyasına kazandırılmıştır. Bu keşif, hastalığın nedeninin anlaşılmasında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Hantavirüs yeni bir virüs değil. Hastalık ilk olarak Kore Savaşı sırasında dikkat çekiyor. O dönemde Amerikan askerleri arasında yüksek ateş, şiddetli kanamalar ve böbrek yetmezliği ile seyreden vakalar görülüyor ve hastalık ‘Kore Kanamalı Ateşi’ olarak adlandırılıyor. Amerikan ordusu 1951-1952 yılları arasında 3500’den fazla vaka ve yaklaşık 400 ölüm kaydetmiş. Savaş sonrası asker hareketliliği ve lojistik faaliyetler nedeniyle hastalığın belirtileri dünyanın farklı bölgelerinde de görülmeye başlanmış” dedi. ‘BÖBREK YETMEZLİĞİ GÖRÜLEBİLİR’ Prof. Dr. Sönmnezoğlu,”Hantavirüsler, coğrafi dağılımına ve virüs tipine bağlı olarak iki ana klinik tabloya neden olur; Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS). Daha çok Amerika kıtasında görülür. Akciğer tutulumu ön plandadır. Hastalık ani başlangıçlı olup hızla ağırlaşabilir. Öksürük, nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi ve dolaşım yetmezliği gelişebilir. Bu formun ölüm oranı oldukça yüksektir. Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) ise Avrupa ve Asya’da yaygındır. Böbrek tutulumu ile karakterizedir. Hastalarda düşük tansiyon, kanama eğilimi ve böbrek yetmezliği görülebilir. Türkiye’de bildirilen vakalar genellikle bu klinik tablo ile uyumludur” diye konuştu. ‘ÇİFTÇİLİK VE ORMANCILIK GİBİ FAALİYETLER BULAŞ RİSKİNİ ARTIRIR’ Hantavirüslerin çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğü ile çevreye yayılan virüs, kuruyarak havaya karışabilir ve solunum yoluyla insanlara geçebilir. Kontamine partiküllerin solunması, kemirgen atıklarıyla temas, nadiren kemirgen ısırıkları ile bulaşabilir. Kapalı ve yetersiz havalandırılan alanların temizlenmesi, kemirgen istilasına uğramış ortamlarda bulunmak, çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetler bulaş riskini artırır. Genel olarak hantavirüsler insanlar arasında bulaşmaz. Ancak Amerika kıtasında görülen Andes virüsü için nadir de olsa insandan insana bulaş bildirilmiştir. Bu bulaşın genellikle aynı evde yaşayan kişiler veya yakın temaslılar arasında, uzun süreli temas sonucu gerçekleştiği belirtilmektedir” ifadelerini kullandı. ‘BELİRTİLER 1 İLA 8 HAFTA İÇİNDE ORTAYA ÇIKAR’ Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Belirtiler genellikle virüse maruz kalındıktan sonra 1 ila 8 hafta içinde ortaya çıkar. Erken dönem belirtileri; ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, karın ağrısı, bulantı ve kusma. İleri dönem belirtileri; HCPS’de: öksürük, nefes darlığı, akciğer ödemi. HFRS’de: düşük tansiyon, kanama bozuklukları, böbrek yetmezliği. Hastalık bazı hastalarda hızla ağırlaşarak hayati risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonunun erken tanısı, belirtilerin diğer birçok hastalıkla benzerlik göstermesi nedeniyle zor olabilir. Bu nedenle hastanın öyküsü büyük önem taşır. Özellikle kemirgen teması, mesleki riskler ve seyahat geçmişi sorgulanmalıdır. Tanı yöntemleri olarak serolojik testler (IgM ve IgG antikorlarının tespiti), PCR ile viral RNA’nın gösterilmesi kullanılır. Laboratuvar çalışmaları yüksek biyogüvenlik önlemleri gerektirir” dedi. ‘DÜNYA GENELİNDE HER YIL BİNLERCE VAKAYA NEDEN OLUR’ Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Hantavirüs enfeksiyonu için onaylanmış spesifik bir antiviral tedavi veya aşı bulunmuyor. Tedavi tamamen destekleyicidir. Solunum desteği, sıvı ve elektrolit dengesi, böbrek fonksiyonlarının izlenmesi, gerekli durumlarda yoğun bakım desteği yapılır. Erken dönemde uygun tıbbi müdahale, özellikle ağır vakalarda hayatta kalma şansını artırır. Hantavirüs enfeksiyonları nadir görülmekle birlikte dünya genelinde her yıl binlerce vakaya neden olur. Yıllık tahmini vaka sayısı; 10.000 – 100.000 civarındadır. Vakaların büyük çoğunluğu Asya ve Avrupa’da görülür. Amerika kıtasında daha az vaka olmasına rağmen hastalık daha ağır seyreder. Ölüm oranları Avrupa ve Asya’da yüzde 1 – yüzde 15, Amerika kıtasında yüzde 20 – yüzde 50 arasındadır” diye konuştu. Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Hantavirüs enfeksiyonları dünya genelinde farklı bölgelerde görülüyor. Çin en yüksek vaka sayısına sahip ülke. Güney Kore düzenli olarak vaka bildiriliyor. Kuzey ve Orta Avrupa’da her yıl binlerce vaka görülüyor. Güney Amerika daha az vaka ancak daha yüksek ölüm oranına sahip. Türkiye’de hantavirüs vakaları 2009 yılından bu yana bildiriliyor. 2009-2025 yılları arasında yıllık vaka sayıları 4 ile 58 arasında değişmiş. Türkiye’de görülen vakalar genellikle böbrek tutulumu ile seyreden HFRS formundadır. Hantavirüs enfeksiyonu açısından risk altında olan gruplar; çiftçiler, orman işçileri, depo, ahır ve kapalı alan çalışanları, kemirgenlerle temas riski olanlardır. Ayrıca uzun süre kapalı kalmış alanları temizleyen kişiler de risk grubunda yer alır” ifadelerini kullandı. ‘KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU KEMİRGENLERLE TEMASI AZALTMAKTIR’ Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Yaşam alanlarının temiz tutulmalıdır. Kemirgen girişleri engellenmelidir. Gıdalar güvenli şekilde saklanmalıdır. Temizlik sırasında toz oluşumu önlenmelidir. Kirli alanlar temizlenmeden önce nemlendirilmelidir. El hijyenine dikkat edilmelidir” dedi.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Son Dakika

Hantavirüsün İnsanlar Arasında Yayılımı Düşük Risk Taşıyor

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz dedi.

Yayınlanma tarihi

-

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, hantavirüsün insandan insana yayılımının oldukça sınırlı olduğunu belirterek, geniş çaplı bir pandemi riski taşımadığını ifade etti. Hantavirüslerin, esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaştığını ve bu virüslerin birçok türünün insanlarda hastalıklara yol açabileceğini vurguladı. Şu ana kadar 40’tan fazla hantavirüs türü tanımlanmış olup, bunlardan 22’sinin insanlarda hastalık oluşturma potansiyeli bulunuyor. Hantavirüs, ilk kez 1978 yılında Kore’deki Hantaan Nehri’nden izole edilmiştir. Hastalık, Kore Savaşı sırasında Amerikan askerleri arasında yüksek ateş ve kanamalarla kendini göstermiştir. Hantavirüs enfeksiyonu, iki ana klinik tabloya neden olmaktadır: Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS) ve Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS). HCPS, Amerika kıtasında daha yaygın olup, ani başlangıçlı ve hızlı bir şekilde ağırlaşabilen bir hastalıktır. HFRS ise Avrupa ve Asya’da görülmekte olup, böbrek tutulumu ile karakterizedir. Hantavirüslerin bulaşma yolları arasında enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve tükürüğü ile havaya karışan virüslerin solunması yer almaktadır. Çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetlerin, hantavirüs bulaşma riskini artırdığı belirtilmektedir. Belirtiler, virüse maruz kalındıktan sonra 1 ila 8 hafta içinde ortaya çıkmakta ve erken tanı zorlukları nedeniyle hastanın geçmişi büyük önem taşımaktadır. Hantavirüs enfeksiyonları için spesifik bir tedavi veya aşı bulunmamakta, tedavi genellikle destekleyici bakım ile sınırlıdır. Dünya genelinde her yıl binlerce hantavirüs vakası kaydedilmektedir ve Türkiye’de de 2009’dan bu yana vakalar bildirilmiştir. Hantavirüs enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yolu, kemirgenlerle teması azaltmak ve yaşam alanlarının temiz tutulmasıdır.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Son Dakika

Biglift Makine’den 12 Katta Özel Kurtarma Operasyonu

Türkiye’nin en büyük jumbo platform firmalarından Biglift Makine, İstanbul’da yürekleri ısıtan özel bir kurtarma operasyonuna imza attı…

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’nin en büyük jumbo platform firmalarından Biglift Makine, İstanbul’da yürekleri

ısıtan özel bir kurtarma operasyonuna imza attı.

İstanbul’da bir binanın 12 katında, cam önünde mahsur kalan ev kuşu, ev sahibinin yardım

çağrısı üzerine Biglift Makine ekibi tarafından güvenli şekilde kurtarıldı.

Yüksek erişim gerektiren alanlarda profesyonel çözümler sunan Biglift, bu kez bir proje için

değil, bir can dostu için harekete geçti. Operatörün dikkatli, kontrollü ve hassas müdahalesi

sayesinde kuş bulunduğu noktadan zarar görmeden alınarak sahibine teslim edildi.

Çevredeki vatandaşlar tarafından ilgiyle izlenen kurtarma operasyonu, sosyal medyada

paylaşılan görüntülerle kısa sürede büyük beğeni topladı.

Biglift Makine yetkilileri ise operasyonla ilgili şu mesajı verdi:

“Yalnızca projelerde değil, ihtiyaç duyulan her anda hayatın içindeyiz.”

Bu anlamlı çalışma, Biglift Makine’nin sadece güçlü ekipman ve teknik kabiliyetiyle değil,

aynı zamanda duyarlılığıyla da fark yarattığını bir kez daha gösterdi.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Trend olan