Takip Edin

Enerji Projeleri

Türkiye, enerji verimliliği yatırımlarında büyük bir potansiyel taşıyor

Yayınlanma tarihi

-

Dünya genelinde enerji tüketimi her geçen yıl artarken tasarruf ve verimliliğe odaklanan modeller, giderek daha fazla önem kazanıyor. Yıllardan beri özel sektör ve kamu yatırımlarında birçok ülkenin uygulamakta olduğu ESCO modeli de onlardan biri. ESCO modeli uygulamalarında ABD ve Çin’in öncü olduğunu ifade eden Entek Elektrik Genel Müdürü Bilal Tuğrul Kaya, Türkiye’nin enerji verimliliği ve yerinde enerji üretim yatırımları açısından büyük bir potansiyel taşıdığının altını çiziyor.  Küresel iklim değişikliğine karşı, artan enerji tüketimi nedeniyle karbondioksit emisyonlarının giderilmesi tüm dünyanın en önemli gündem maddesi. Bu çabada da enerji verimliliği artarak odakta olmaya devam ediyor. ESCO (Energy Service Company – Enerji Hizmet Şirketi) modelleri de son yıllarda öne çıkan performans odaklı bir enerji yatırımı çözümü. Bugün dünya enerji verimliliği yatırımlarının yüzde 15’ine varan bir dilimi ESCO modelleri ile gerçekleştiriliyor ve bu dilim her geçen gün büyüyor. Dünya pazarında, ESCO modeli ile yatırımlarda Çin, ABD ve AB ülkeleri başı çekiyor. Türkiye’de enerji verimliliği ve yerinde enerji üretimi yatırımlarını ESCO modeli üzerinden artırmayı hedeflediklerini söyleyen Entek Elektrik Genel Müdürü Bilal Tuğrul Kaya, enerji verimliliği ve yerinde enerji üretimi yatırımlarını Performansa Dayalı Sözleşmeler ile hayata geçirdiklerini ve Türkiye’nin enerji verimliliği yatırımları alanında büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirtiyor.  “Dünyadaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz” Dünyadaki gelişmeleri ve Türkiye’deki örnekleri yakından takip ettiklerini belirten Kaya, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de geleceğin enerji yatırım modelinin ESCO olacağının altını çizdi. Türkiye’deki kullanımı her geçen gün artan bu modelin daha temiz ve yaşanabilir bir çevre bırakılmasına yardımcı olduğunu vurgulayan Kaya, şöyle konuştu: “İşletmelerin enerji giderlerinde değişen oranlarda tasarruf etmesini sağlayan model sayesinde, elektrik veya ısı fark etmeksizin tüm enerji tiplerinde elde edilen tasarruf, projeyi finanse ediyor. Enspire olarak projelerin tüm finansmanını sağladığımız bu sistemle ülkemizdeki işletmeler kendi kaynaklarını kullanmaksızın yatırımlarını hayata geçirebilecekler. Böylece dünya enerji trendlerinden daha çok pay alacağımızı öngörüyoruz.” “Performansa Dayalı Sözleşmeler Türkiye’de hala yeterince bilinmiyor” Performansa Dayalı Sözleşmeler Türkiye’de yeterince bilinmediği için büyük boşluklar olduğunu söyleyen Kaya, “Türkiye’de şirketler Performansa Dayalı Sözleşmeler’e çok aşina değiller. Bu sözleşmeler sayesinde nasıl kazanımlar elde edeceklerini zaman içinde görmeye başladılar. Performansa Dayalı Sözleşmeler, enerji giderlerinde elde edilen tasarrufları kullanarak, tasarımdan finansmana, devreye alma ve işletmeye kadar tek sözleşmeyle tüm süreci yöneterek, işletmelere tasarruflarını garanti altına alma ve risklerden ziyade performansa odaklanma imkânı sağlıyor” diye konuştu.   Devlet desteklerinin etkisi çok büyük Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de enerji verimliliği ve yerinde enerji üretimi yatırımlarında devlet desteklerinin etkisinin çok büyük olduğunu belirten Kaya; “Enerji gündemini teşvikler belirliyor. Bugün belirlenen teknolojilere; son yıllarda verimli ısıtma konusunda, tasarım giderlerinden başlayan, yatırım giderlerine kadar hibeler dahil teşviklerle Energiewende adını verdikleri büyük bir dönüşümü yönetebiliyorlar” dedi. Türkiye’deki işletmelerin yüzde 95’inden fazlasını KOBİ’lerin oluşturduğunu kaydeden Kaya, sözlerini şöyle tamamladı: “KOBİ’lere sunduğumuz enerji çözümleri, elde edecekleri tasarrufla kendini ödeyen yatırımlar sayesinde, kendi finansmanlarını işlerini büyütmeye ayırabiliyorlar. Böylece rakip firmaların önüne geçmelerini sağlayarak büyümelerine katkı sağlıyoruz. İşletmelere, kestirimci bakım yaklaşımımız ve performansı kesintisiz izleyecek altyapımızla karlı bir gelecek vadediyoruz. Ayrıca çözümlerimizle enerji verimliliği ve yerinde enerji üretim projeleriyle karbon salınımında azalma ve sürdürülebilirliğe katkı sağlayarak daha yeşil bir dünya için çalışıyoruz.”

TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Enerji Projeleri

CK Enerji Boğaziçi Elektrik’ten İstanbul’a Enerjiyle Okunan Gayrimenkul Haritası

Yayınlanma tarihi

-

İstanbulCK Enerji Boğaziçi Elektrik, İstanbul Avrupa Yakası’nın demografik yapısını, taşınma hareketlerini, kentsel dönüşüm hızını ve elektrik tüketim alışkanlıklarını ortaya koyan “Gayrimenkulün Enerjisi–2025 Raporu”nu kamuoyuyla paylaştı. Raporda yer alan veriler, mega kentte yaşamın son derece dinamik ve hareketli bir yapıya sahip olduğunu gözler önüne serdi.

6 Yılda 3 Milyondan Fazla Taşınma, 903 Bin Yeni Konut

Rapora göre 2020–2025 döneminde İstanbul Avrupa Yakası’nda 3 milyondan fazla abone taşındı. Aynı süreçte 903 bin konutun elektriği ilk kez açıldı, bu da kentteki konut üretimi ve kentsel dönüşümün hız kesmeden devam ettiğini gösterdi.

“Bu Rapor İstanbul’un Geleceğine Işık Tutuyor”

Raporu değerlendiren Ali Erman Aytaç, verilerin yalnızca bugünü değil, İstanbul’un geleceğini de okuma imkânı sunduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Elektrik verileri, bir kentin nasıl yaşadığını ve nasıl dönüştüğünü net biçimde gösteriyor. Yarım milyonu aşan yıllık taşınma, kentsel dönüşümün yoğunlaştığı ilçeler ve yeni konutların dağılımı, karar vericiler için son derece güçlü bir yol haritası sunuyor.”

Kadın Abonelerin En Yoğun Olduğu İlçe Beşiktaş

Raporda yer alan dikkat çekici verilerden biri de cinsiyet dağılımı oldu. Avrupa Yakası genelinde abonelerin yüzde 70’i erkek, yüzde 30’u kadın olarak kaydedilirken, kadın abonelerin en yoğun olduğu ilçe yüzde 45 ile Beşiktaş oldu. Beşiktaş’ı Bakırköy ve Şişli izledi.

En Genç Abone 18, En Yaşlı Abone 110 Yaşında

Avrupa Yakası’nda en kalabalık yaş grubunu 35–49 yaş aralığı oluştururken, Esenyurt 35 yaş altı nüfusuyla “en genç ilçe” unvanını korudu. Raporda ilk kez bireysel yaş uçlarına da yer verildi:

  • En genç abone: 18 yaş
  • En yaşlı abone: 110 yaş
  • Ortalama yaş: 51

2025’te Taşınma Hareketi Yüzde 18 Arttı

Sadece 2025 yılında 544 bin 786 taşınma işlemi gerçekleşti. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 18 artış anlamına geliyor. Taşınmaların yüzde 70’i ikinci el konutlarda gerçekleşirken, Esenyurt, taşınma sayısında yine ilk sırada yer aldı.

Kentsel Dönüşüm Tahliyeleri İki Katına Çıktı

Raporda kentsel dönüşüm başlığı en çarpıcı alanlardan biri oldu. 2025 yılında 52 bin 662 abonelik, dönüşüm nedeniyle sonlandırıldı. Bu rakam, bir önceki yıla kıyasla yüzde 105 artış anlamına geliyor. Bahçelievler ve Avcılar, dönüşüm kaynaklı tahliyelerin en yoğun yaşandığı ilçeler arasında öne çıktı.

Kilometrekareye 1.133 Konut Abonesi

İstanbul’un yoğunluk haritası da raporla netleşti. Türkiye genelinde kilometrekareye 55 konut abonesi düşerken, İstanbul Avrupa Yakası’nda bu sayı 1.133’e ulaştı. Gaziosmanpaşa, Şişli ve Kağıthane, en yoğun ilçeler arasında yer aldı.

Elektrik Tüketiminde Zirve Sarıyer’in

2025’te konut başına en yüksek ortalama aylık elektrik tüketimi 247 kWh ile Sarıyer’de ölçüldü. Sarıyer’i Beşiktaş ve Başakşehir takip ederken, en düşük tüketim Esenler’de kaydedildi.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Enerji Projeleri

Dünyanın en büyük güneş projeleri

Yayınlanma tarihi

-

Küresel ölçekte hızla artan elektrik talebi ve karbon emisyonlarını azaltma hedefleri, güneş enerjisi yatırımlarını gigavat seviyelerine taşıdı. Türkiye’de ve dünyada hayata geçirilen dev projeler, yalnızca üretim kapasitesiyle değil, teknoloji ve finansman modelleriyle de enerji sektöründe dengeleri değiştiriyor.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK GÜNEŞ SANTRALİ KARAPINAR’DA

Türkiye’de tek sahada en yüksek kurulu güce sahip güneş santrali, Konya’da bulunan Karapınar GES oldu. Yaklaşık 1.350 megavat kurulu güce ulaşan tesis, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) modeli kapsamında geliştirildi.

Projede yerli panel üretimi ve entegre sanayi yatırımları öne çıkarken, santralin yıllık yaklaşık 2 milyar kilovatsaat elektrik üretim kapasitesine sahip olduğu belirtiliyor. Bu üretim, yüz binlerce hanenin elektrik ihtiyacına karşılık geliyor. Karapınar GES, Türkiye’nin enerji ithalatını azaltma ve yenilenebilir kaynak payını artırma hedefleri açısından kritik bir rol üstleniyor.

DÜNYA’DA YENİ MODEL: YÜZER GÜNEŞ SANTRALLERİ

Arazi kullanımına alternatif olarak geliştirilen yüzer güneş santralleri de son yıllarda hızla yaygınlaşıyor. Çin’in Shandong eyaletinde bulunan Dezhou Dingzhuang Floating Solar Farm, yaklaşık 320 megavat kapasitesiyle dünyanın en büyük yüzer güneş projeleri arasında yer alıyor.

Su yüzeyine kurulan bu sistemler, arazi ihtiyacını ortadan kaldırırken, suyun serinletici etkisi sayesinde panel verimliliğini artırabiliyor.

2030 SONRASI GİGAVAT VE ÜZERİ HEDEFLER

Güneş enerjisinde gelecek hedefler çok daha büyük ölçeklere işaret ediyor. Suudi Arabistan’da geliştirilen NEOM Solar Project, çok gigavat seviyesinde planlanan yatırımlarla dikkat çekiyor. Projenin, yeşil hidrojen üretimiyle entegre biçimde ilerlemesi öngörülüyor.

Hindistan’da yapımı süren Khavda Renewable Energy Park ise tamamlandığında 30 gigavat kapasiteye ulaşması hedeflenen karma (güneş + rüzgar) bir yenilenebilir enerji parkı olarak tasarlandı. Bu büyüklük, birçok ülkenin toplam elektrik kurulu gücüne yaklaşan bir kapasite anlamına geliyor.

ENERJİ HARİTASI YENİDEN ÇİZİLİYOR

Büyük ölçekli güneş projeleri artık yalnızca elektrik üretimini değil, sanayi politikalarını, panel üretimini, enerji depolama teknolojilerini ve hidrojen yatırımlarını da şekillendiriyor. Güneş enerjisi, çevresel faydalarının ötesinde ekonomik ve jeopolitik bir güç unsuru olarak küresel enerji denkleminde giderek daha belirleyici hale geliyor.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Enerji Projeleri

Elektrikli araçlar için akıllı şarj dönemi

Yayınlanma tarihi

-

Elektrikli araç sayısının hızla arttığı Çin, şarj altyapısında oyunun kurallarını değiştirebilecek yeni bir teknolojiyle gündemde. Otopark tavanına entegre edilen raylı robotik şarj sistemleri, sürücülerin boş şarj istasyonu arama sorununu ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerle dikkat çeken bu yenilikçi çözümde, sabit şarj üniteleri yerine hareket edebilen robotik kollar kullanılıyor. Böylece tek bir hat üzerinden birden fazla araca otomatik şarj hizmeti sunulabiliyor.


Raylı robotik şarj sistemi nasıl çalışıyor?

Kurulan altyapı, otopark tavanına monte edilen raylı bir hat üzerine inşa ediliyor. Bu hat hem elektrik iletimini sağlıyor hem de robotik sistemin hareket etmesine imkân tanıyor.

Sürücü, mobil uygulama veya QR kod aracılığıyla şarj talebi oluşturuyor. Talebin ardından robot, ilgili park alanına ilerliyor. Kamera ve sensör destekli görüntü işleme teknolojileri sayesinde aracın şarj soketini algılayan sistem, kabloyu otomatik olarak bağlayarak şarj işlemini başlatıyor.

Bu yapı sayesinde her park alanına ayrı bir sabit şarj istasyonu kurma ihtiyacı azalıyor. Özellikle AVM otoparkları, ofis binaları, siteler ve kurumsal kampüsler gibi araçların uzun süre park halinde kaldığı alanlarda sistemin verimliliği öne çıkıyor.

Sistem, AC Level 2 altyapı ile çalıştığı için DC hızlı şarj kadar yüksek güç sunmuyor. Ancak temel amaç, araç park halindeyken şarj edilmesini sağlamak.


Çinli şirketler yarışta önde

Çin merkezli birçok teknoloji firması raylı robotik şarj kolları üzerine yoğunlaşmış durumda. Bu sistemler genellikle kızak benzeri raylar üzerinde hareket ediyor ve yüksek hassasiyetli sensörlerle donatılıyor.

Batarya devi CATL’nin iştiraki olan CharGo, mobil şarj robotları geliştiren öncü firmalar arasında yer alıyor. Şirket yetkilileri, 2030 yılına kadar yeni enerji araçlarının önemli bir bölümünün robotik sistemlerle şarj edileceğini öngörüyor.

Başkent Pekin’de bazı büyük otoparklarda yüzlerce mobil şarj robotunun devreye alınması planlanıyor.


Batı’da da ilgi artıyor

Benzer teknolojiler ABD ve Avrupa’da da geliştiriliyor. Özellikle filo araçları, lojistik merkezleri ve kurumsal kampüsler için tavan tipi otomatik şarj sistemleri test ediliyor. Ancak ölçek, hız ve yaygınlık açısından Çin’in daha ileri bir noktada olduğu ifade ediliyor.


Bu ne anlama geliyor?

Elektrikli araç kullanımının yaygınlaşması, şarj altyapısında daha verimli ve akıllı çözümleri zorunlu kılıyor. Sabit istasyon sayısını artırmak yerine, mevcut alanı daha etkin kullanan robotik şarj sistemleri, şehir içi yoğunluğu azaltmayı ve kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedefliyor.

Önümüzdeki yıllarda insansız, otomatik ve mobil şarj çözümlerinin farklı ülkelerde daha yaygın hale gelmesi bekleniyor. Bu dönüşüm, özellikle büyük şehirlerde elektrikli araç kullanım alışkanlıklarını kökten değiştirebilir.


Türkiye’de uygulanabilir mi?

Türkiye’de de elektrikli araç pazarı hızla büyürken, bu tür yenilikçi çözümler gündeme gelebilir. Ancak kısa vadede yaygın kullanım yerine;
alışveriş merkezleri, havalimanı otoparkları, yeni konut projeleri ve kurumsal kampüslerde pilot uygulamalar şeklinde hayata geçirilmesi daha olası görülüyor.

Bu sistemlerin Türkiye’deki geleceğini; altyapı yatırımları, mevzuat düzenlemeleri ve maliyet-fayda dengesi belirleyecek.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Reklam hba.com.tr

Trend olan