Takip Edin

Sektörel Gündem

Sabır: Fındık üretiminde değişim ve iyileştirme şart

Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Osman Sabır, üretici desteklerinin artırılması gerektiğini söylerken, desteklerin üreticilerin koşullarının değerlendirerek yapılmasının önemine vurgu yaptı.

Yayınlanma tarihi

-

Hükümet fındık üreticisinin merakla beklediği müdahil alım fiyatlarını açıkladı. Hasat sezonu da yaklaşırken sektör temsilcileri Türkiye’nin güçlü olduğu fındık üretiminde daha iyi noktalara gelmesi adına çözüm önerilerini açıklıyor. Türkiye’nin fındık üretiminde lider olduğunu söyleyen Karadeniz Fındık İhracatçıları Birliği Başkanı Hasan Osman Sabır, buna rağmen son yıllarda dünya üretimine oranla fındık üretiminin azaldığını belirtti. Diğer üretici ülkelerin hızla üretimlerini artırdığına dikkat çeken Sabır, Türkiye’nin yanlış ürün politikaları nedeniyle diğer üretici ülkelerin üreticilerini desteklediğini ifade etti.

“Fiyat politikaları gözden geçirilmeli”

Hasan Osman Sabır, çözüm önerileri olarak üretici desteklerinin daha etkin dağıtılması, iyi tarım uygulamalarının teşvik edilmesi ve fındık bahçelerinin birleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekti.

Ayrıca, fiyat politikalarının gözden geçirilmesi ve ihracatın desteklenmesinin önemini vurguladı. Hasan Osman Sabır’ın fındık üretiminde sürdürülebilirlik ve çözüm önerilerine ilişkin şunları söyledi: 2023 sezonu için TMO‘nun müdahil alım fiyatını açıklandı.

Fındık yüzde 80’i ihraç edilen bir tarım ürünüdür. Türkiye hemen hemen yüzde 65-70 oranında dünya üretimini yapan lider ülkedir. Bildiğiniz gibi bu oran daha öncelerinde yüzde 75 ve üzerinde idi. Son yıllarda üretimimizin artmasına rağmen dünya toplam üretimine kıyasla payımızın düştüğünü görüyoruz.

Bu da demek oluyor ki diğer üretici ülkeler bizlerden daha hızlı bir şekilde üretimlerini artırıyorlar. Peki, üretim arayışına rağmen dünya tüketimi aynı oranda artıyor mu? Cevap maalesef “Hayır”. O zaman kendi kendimize sormamız gerekiyor, neden satış artmadığı halde üretim artışı devam ediyor.

Bunun cevabı aslında çok basit, Türkiye dışındaki ülkelerin üretimleri hızla artıyor, çünkü ürettiklerinin hepsini satıyorlar ve iyi bir kazanç sağlıyorlar, kazançları arttıkça da üretimlerini artırmak için yeni dikim sahaları açıyorlar. Biz ülke olarak aslında uyguladığımız yanlış ürün politikaları ile diğer üretici ülkelerin üreticilerini desteklemiş oluyoruz. Başka bir ülkenin elinde bu kadar üretim gücü olsaydı, diğer ülkelerin üretimlerinin bırakın artmasına, mevcutların bile sökülmesine yönelik politikalar oluştururdu.

“Çözüm olmazsa sıkıntılar yaşayabiliriz”

Karadeniz Fındık İhracatçı Birliği olarak son 20-25 senedir bu alanda analizler yapılarak resmi kurumlara çözüm önerileri sunduklarını belirten Sabır, “Bizler üretici, esnaf ve ihracatçı aynı ekosistem içindeyiz ve herhangi bir bacağının problemli olması tüm ekosistemi etkileyecektir. O nedenle sürdürülebilir bir üretim ve sürdürülebilir bir ihracat politikası, optimum fayda ile sağlanacak şekilde tüm planlamalar orta ve uzun vadede yapılarak güzide ürünümüzün önünü açmalıyız. Aksi takdirde korkarım ki yakın zamanda hem ihracatında hem de üretiminde sıkıntılar yaşar hale geleceğiz” diye konuştu.

“Üreticinin gelir probleminin çözülmesi için adımlar belli”

Üreticinin gelir probleminin çözülmesi için adımların net olduğunu söyleyen Sabır, aynı yörede bakımlı bahçeden dekar başına 200-250 kilogram mahsul alınırken, bakımsız bahçelerde bu miktarın 70-80 kilograma kadar düşebildiğinin altını çizerek şunları kaydetti:”Bu nedenle verimi artıran üretici, aslında ürününü nerden baksanız en az yüzde 50 daha az maliyetle üretmektedir. Acilen bir fındık kanunu çıkarılarak bahçelerin birleşmesine büyük miktarda teşvik verilmeli ve birleşmeyenler ise teşvik sisteminin dışına itilmedir.”

Sabır sözlerini şu şekilde noktaladı: “Özetle, üretici destekleri artırılmalıdır ancak bunun bahçe birleştiren, iyi tarım yapan, zorlu arazi şartlarında üretim yapan küçük üretici olarak değişik kriterlere göre düzenlenerek yapılması gerekmektedir. İhraç piyasası için diğer üretici ülkelerle rekabet edilebilirlik üzerine politikalar kurulmalı dolara endeksli bir fiyat ile her sene müdahil alım yapılması yerine, ihraç pazar kaybı olmayacak şekilde maksimum miktarda ürünün ihracını destekleyen fiyat mekanizmaları olmalıdır. Yüksek fiyat politikası devam ederse elimizde kalan ürün miktarının artması sebebi ile sonraki sezonlara da baskı oluşacak ve diğer orijinlerin üreticileri aslında desteklenmiş olacaktır.”


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel Gündem

CONEXPO-CON/AGG 2026’DA TÜRKİYE RÜZGÂRI ESECEK

Yayınlanma tarihi

-

Dünyanın en büyük inşaat ve iş makineleri fuarlarından biri olan CONEXPO-CON/AGG 2026, 3–7 Mart 2026 tarihleri arasında ABD’nin fuar ve etkinlik merkezi olarak bilinen Las Vegas kentinde düzenlenecek. Üç yılda bir gerçekleştirilen dev organizasyonda Türkiye’den sektör temsilcileri de güçlü bir şekilde yer alacak.

Türkiye inşaat makineleri sektörünü uluslararası platformlarda temsil eden Türkiye İş Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Birliği (İMDER), fuara “Türkiye’nin Makinecileri” ile birlikte katılarak sektörün üretim gücünü ve teknolojik kapasitesini dünyaya tanıtacak.

Önceki organizasyonda yaklaşık 3 milyon metrekarelik alanda 36 ülkeden 2 bin 400’den fazla firmanın katıldığı fuar, 163 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlamıştı. 2026 organizasyonunda ise özellikle inşaat makineleri, altyapı teknolojileri ve ağır ekipman sektöründeki dijital dönüşüm çözümlerinin ön plana çıkması bekleniyor.

Ücretsiz ABD seyahati fırsatı

Fuar organizasyonu bu yıl da katılımcılar için özel bir fırsat sunuyor. CONEXPO-CON/AGG 2026’nın resmi internet sitesini ziyaret ederek çekilişe katılan şanslı kişiler, fuarı yerinde ziyaret edebilmek için Amerika Birleşik Devletleri’ne ücretsiz uçak bileti kazanma şansı elde edebilecek.

Las Vegas’a gidiş bileti kazanmak isteyenler, 31 Aralık tarihine kadar fuarın resmi sayfasında yer alan karekod üzerinden başvurularını gerçekleştirebilecek.

Küresel inşaat makineleri sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olarak görülen fuar, hem yeni teknolojilerin tanıtılmasına hem de uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine önemli katkı sağlayacak.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Sektörel Gündem

Çolakoğlu Metalurji, küresel demir çelik sektörünün önde gelen organizasyonu Wire & Tube Fuarı’na hazırlanıyor

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’nin önde gelen çelik üreticisi Çolakoğlu Metalurji, 13 – 17 Nisan 2026 tarihlerinde Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenecek olan, dünyanın en prestijli demir çelik fuarlarından Wire & Tube’da yenilikçi çözümlerini sergileyecek.

Türkiye’nin önde gelen çelik üreticilerinden Çolakoğlu Metalurji, 13–17 Nisan 2026 tarihlerinde Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenecek Wire & Tube Fuarı’na katılacak. Şirket, küresel demir-çelik sektörünün en prestijli organizasyonları arasında yer alan fuarda, ileri teknolojiyle üretilen katma değerli ve yüksek kaliteli ürünlerini uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturacak.

65 ülkeden yaklaşık 2.700 katılımcıyı ve on binlerce ziyaretçiyi bir araya getirmesi beklenen fuar kapsamında Çolakoğlu Metalurji, 4. Salon F30 numaralı alanda yer alacak; mevcut ve potansiyel iş ortaklarını standında ağırlayacak. Şirket, fuar süresince uluslararası pazardaki güçlü konumunu pekiştirmeyi ve ihracat hacmini artırmayı hedefleyecek.

Küresel Pazarlarda Güçlü Büyüme Hedefi

Çolakoğlu Metalurji Satış ve Pazarlama Direktörü Gökhan Erdem, Ar-Ge ve inovasyon odaklı üretim anlayışıyla müşterilere özel çözümler geliştirmeye devam ettiklerini belirterek, Wire & Tube Fuarı’nın küresel ölçekte marka değerini güçlendirmek ve yeni iş birlikleri geliştirmek açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Sektörel Gündem

JEOPOLİTİK RİSKLER YATIRIM ROTASINI DEĞİŞTİRİYOR

Yayınlanma tarihi

-

Çatışma bölgelerinden uzak, güvenli ve öngörülebilir ülkelere Altın Vize talebi artıyor

Orta Doğu’da artan gerilim ve dünyanın farklı bölgelerinde devam eden savaşlar, uluslararası yatırımcıların risk algısını yeniden şekillendiriyor. Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, yatırımcıların çatışma riski düşük, hukuki altyapısı güçlü ve uzun vadeli güvenlik sunan ülkelere yöneldiğini belirterek, Altın Vize talebinde Avrupa ve Karayipler’in öne çıktığını söyledi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ardından İran’ın karşılık vermesi ve Körfez ülkelerinden bazı bölgelerin füze saldırılarından etkilenmesi, bölgeye yatırım planlayan yatırımcıları tedirgin etti. Jeopolitik risklerin yalnızca Orta Doğu ile sınırlı kalmaması; Rusya-Ukrayna savaşı, Pakistan-Afganistan hattındaki gerilim ve farklı coğrafyalardaki çatışmalar, yatırımcıların sermayelerini daha güvenli ve öngörülebilir pazarlara yönlendirmesine neden oluyor.

Küresel risk ortamındaki değişimi değerlendiren Alamarioğlu, yatırım kararlarında artık güvenlik ve siyasi istikrarın getiri kadar önemli hale geldiğini vurguladı.

“Yatırımcı artık güvenli bölge arıyor”

Alamarioğlu, “Körfez bölgesi uzun süredir güvenli liman olarak görülüyordu. Ancak bölgesel gerilimin genişlemesi, yatırımcıların risk algısını yeniden değerlendirmesine yol açtı. Bugün yatırımcılar yalnızca getiriye değil; siyasi istikrara, güvenliğe ve hukuki öngörülebilirliğe odaklanıyor” dedi.

Avrupa’da Altın Vize talebi güçlü

Jeopolitik risk dönemlerinde Avrupa’nın “güvenli liman” algısının güçlendiğini belirten Alamarioğlu, yatırım yoluyla oturum programlarının artık sadece seyahat kolaylığı değil, aynı zamanda uzun vadeli yaşam ve güvenlik planının parçası olarak görüldüğünü ifade etti.

Özellikle Yunanistan başta olmak üzere AB içinde oturum hakkı sunan programlara talebin güçlü şekilde devam ettiğini söyledi. Bunun yanı sıra Portekiz ve Malta da yatırımcıların ilgi gösterdiği ülkeler arasında yer alıyor.

Panama modeli yükselişte

Orta Amerika’da bulunan Panama’nın da yatırımcılar açısından dikkat çektiğini belirten Alamarioğlu, 300 bin dolar ve üzeri gayrimenkul yatırımıyla kalıcı oturum alınabildiğini, 5 yılın ardından ise vatandaşlık başvuru hakkı tanındığını söyledi.

Panama pasaportunun 140’tan fazla ülkeye vizesiz erişim sağladığını belirten Alamarioğlu, İngiltere ve Schengen ülkelerinin de bu kapsama dahil olduğunu ifade etti. Panama’nın lojistik açıdan küresel ticaret yollarının merkezinde yer aldığını ve Latin Amerika ile ABD arasında stratejik bir köprü işlevi gördüğünü dile getirdi.

Karayipler’de doğrudan vatandaşlık öne çıkıyor

Avrupa’nın yanı sıra çatışma riski düşük coğrafyalar arasında Karayip ülkelerinin de öne çıktığını belirten Alamarioğlu, özellikle Saint Kitts ve Nevis, Dominika ve Antigua ve Barbuda gibi ülkelerin hızlı süreç ve güçlü pasaport avantajı sayesinde yatırımcıların alternatif planlarında önemli yer tuttuğunu söyledi.

“Altın Vize artık bir güvenlik stratejisi”

Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programlarının yatırımcı açısından anlam değiştirdiğini belirten Alamarioğlu, “Altın Vize artık yalnızca bir yatırım aracı değil; aynı zamanda bir risk yönetimi ve varlık koruma stratejisi olarak görülüyor. Jeopolitik belirsizliklerin arttığı dönemlerde yatırımcılar, aileleri için alternatif bir yaşam planı ve sermayeleri için güvenli bir hukuki zemin oluşturmak istiyor” dedi.

Talep üç ana bölgede yoğunlaşıyor

Sektör verilerine göre yatırımcı tercihleri 2026 itibarıyla üç ana bölgede yoğunlaşıyor:

  • Avrupa: Schengen erişimi ve AB’de yasal oturum (Yunanistan, Portekiz, Malta)
  • Karayipler: Hızlı ve doğrudan vatandaşlık (Saint Kitts ve Nevis, Dominika, Antigua ve Barbuda)
  • Gelişmiş ekonomiler: Uzun vadeli yerleşim ve iş fırsatları (ABD yatırım programları)

Alamarioğlu, “Önümüzdeki dönemde yatırımcı tercihlerinde temel kriter getiri değil; güvenlik ve öngörülebilirlik olacak. Küresel risklerin arttığı her dönemde sermayenin çatışmadan uzak ve istikrarlı bölgelere yöneldiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Reklam hba.com.tr

Trend olan