Takip Edin

Sektörel Gündem

Kuraklık ve yer altı suyu kullanımı obruk oluşumunu tetikliyor

Tespit edilen verilere göre Sivas civarında 450-500, Eskişehir’de 50-60, Konya bölgesinde de kayıtlı 600 adet obruk bulunuyor. Türkiye genelinde derin kuyu şeklinde binin üzerinde obruk olduğu biliniyor.

Yayınlanma tarihi

-

Konya Teknik Üniversitesi Obruk Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, ülke genelinde derin kuyu şeklindeki obrukların sayısının binin üzerinde olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Fetullah Arık, yer altında zamanla çözünen kireç taşlarının boşluk oluşturması ve zeminin çökmesiyle oluşan obrukların sayısının hızla artığını belirtti. Obruk oluşumunda kuraklık ve yer altı suyu kullanımın başlıca etkenler olduğunu ifade eden Arık, Konya Kapalı Havzası’nda yer altı ve yüzey suyunun yüzde 80’inden fazlasının tarımda kullanıldığını söyledi.

Arık, havzada yılda 2 milyar 450 milyon metreküp su kullanıldığını vurgulayarak, “Yılda ortalama 500 milyon metreküp su açığı veriyoruz. Bu durumda yer altı sularımızda ciddi bir azalma söz konusu. Havzanın en önemli kaynağı yer altı suları. Bunun tek sebebi tarımsal sulama değil, küresel iklim değişikliği ve kuraklık da önemli bir etken. İstenen yağışı da alamıyor. Havza, ülke ortalamasının yarısı kadar yağış alıyor” diye konuştu.

Konya’da 100 binden fazla kaçak kuyu var

Konya’da yer altı suyu kullanımının 1970’li yıllarda başladığını belirten Arık, “Yer altı su kuyularının sayıları artıyor. Konya Kapalı Havzası’nda belgeli şu anda 35 bin civarında kuyu mevcut. Bunun üç katından fazla da belgesiz, yani kaçak kuyu var. Bunun negatif sonuçlarından biri, su seviyesinin düşmesi ve suyun bulunamamasıdır. Bölgede obruk gibi olumsuz sonuçların ortaya çıkması da karşımıza çıkıyor. Yakın gelecekte eğer bu şekilde devam ederse kullanma suyu için bile sıkıntılar yaşayabileceğimiz öngörülüyor” dedi.

Kayıt altına alınan 600 civarında obruk var

Arık, yer altı su seviyesinin yılda 2 metre daha düştüğünü dile getirerek, ileride çok ciddi su sıkıntısı çekilebileceğinin altını çizdi. Türkiye’de obruklarla ilgili çok sağlam bir envanter çalışmasının olmadığına dikkati çeken Arık, “Konya’da, AFAD’ın Afet Riski Araştırma Sistemi’nde kayıt altına alınan 600 civarında obruk var.

Her geçen yıl oluşan obruklar buraya kaydediliyor ancak bölgede obruğun habercisi olabilecek ya da geçmişte oluşmuş, binlerce deformasyon ve oturma yapılar var” dedi. Karaman, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Eskişehir ve Ankara’nın aralarında bulunduğu birçok şehirde obruk oluşumlarına rastlandığını kaydeden Arık, şöyle devam etti: “Konya’nın kuzeybatısındaki komşu Sakarya Havzası’nda obruklar artmaya başladı.

Bunun yanı sıra ülkede karbonatlı kayaçların yanı sıra jips ve halit (kaya tuzu) gibi kayaçların yaygın olduğu bölgelerde yine obruk oluşumlarının sayıca çok arttığını görüyoruz. Sivas, Çankırı, Çorum, Yozgat bölgelerinde de bu jipsli seriler üzerinde de yüzlerce obruğun olduğunu biliyoruz. Ülkenin en doğusundan en batısına birçok ilimizde de obruk oluşumlarını görüyoruz. Batman, Siirt, Diyarbakır ve Erzurum ile batıda Manisa’ya kadar obruk oluşumlarının yaygınlaşmaya başladığını görüyoruz. Sivas civarında 450-500 obruk var.

Bunun yanı sıra Eskişehir’de 50-60 obruktan söz edebiliyoruz. Konya bölgesindeki kayıtlı 600 obruk var. Ülke genelinde her zaman görmeye alışık olduğumuz derin kuyu şeklindeki obrukların sayısı binin üzerinde ancak bunun sağlıklı bir veri tabanı olduğunu söyleyemeyiz. Gelen bilgilerin derlemesiyle oluşturulmuştur.” Arık, Türkiye genelinde obruk oluşum nedenlerinin başında kuraklığın, Konya ve çevresindeki illerde ise yer altı suyu kullanımın öne çıktığını vurguladı.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel Gündem

Ege Bölgesi’nde 8 Yeni Örümcek Türü Tanımlandı

Ege Bölgesi’nde yürütülen uluslararası saha araştırmaları kapsamında daha önce bilim dünyasında kaydı bulunmayan 8 yeni örümcek türü keşfedildi. Araştırmanın yürütücülerinden Dr. Kadir Boğaç Kunt, Ege’nin bu sekiz yeni sakini, bilimin sabrı ve uluslararası bilim insanlarının ortak emeği sayesinde artık dünya biyolojik mirasının bir parçası haline geldi dedi.

Yayınlanma tarihi

-

Ege Bölgesi’nde gerçekleştirilen uluslararası saha araştırmaları sonucunda daha önce tanımlanmamış 8 yeni örümcek türü keşfedildi. Araştırmanın lideri Dr. Kadir Boğaç Kunt, bu yeni türlerin bilim dünyasına kazandırılmasının uluslararası iş birliğinin bir sonucu olduğunu vurguladı. Çalışmalar, Kıbrıs Yaban Hayatı Araştırma Enstitüsü’nün koordinasyonunda, Taşkent (Kıbrıs), Manisa ve Kırıkkale merkezli olarak yürütüldü. Araştırmaya Kırıkkale Üniversitesi’nden Dr. Tarık Danışman ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nden Dr. Ersen Aydın Yağmur da katkı sağladı. Keşfedilen türlere ilişkin bilimsel makaleler, Journal of Natural History ve Zootaxa gibi uluslararası dergilerde yayımlandı. Araştırmaların odaklandığı cinsler arasında Harpactea ve Dasumia yer aldı. Dr. Kunt, Akdeniz havzasındaki biyolojik çeşitliliğin ortaya çıkarılmasında uluslararası iş birliklerinin önemine dikkat çekerek, ‘Ege’nin bu sekiz yeni sakini, bilimin sabrı ve uluslararası bilim insanlarının ortak emeği sayesinde artık dünya biyolojik mirasının bir parçası haline geldi’ dedi. Ayrıca, keşfedilen türlerin bazıları, araştırmacıların akademik gelişimine katkıda bulunan bilim insanlarına ithaf edildi. İzmir’in Nif Dağı çevresinde tespit edilen ‘Harpactea ataturi’ türü, merhum Prof. Dr. Mehmet Kutsay Atatür’ün anısına adandı. Aydın’daki Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nda bulunan ‘Harpactea budaki’ türü ise Prof. Dr. Abidin Budak’a ithaf edildi. Denizli ve Muğla’da keşfedilen ‘Harpactea kesdeki’ türü Dr. Memiş Kesdek’e, Aydın Cevizli Yaylası’nda bulunan ‘Harpactea magnifica’ türü ise dikkat çekici üreme organı yapısı nedeniyle ‘muhteşem’ anlamına gelen ‘magnifica’ adıyla tanımlandı. Ayrıca, Balıkesir Kapıdağı Yarımadası’nda tespit edilen ‘Harpactea saki’ türü, arazi çalışmalarına katkı sağlayan Dr. Serdar Sak’a ithaf edildi. Batı Anadolu bölgesinde yaşayan ‘Dasumia efe’ türü, bölgenin tarihsel simgesi olan efelere, ‘Dasumia saruhan’ türü ise Saruhanoğulları Beyliği’nin kurucusu Saruhan Bey’e adandı. ‘Dasumia turcica’ türü ise Türkiye’ye özgü olması nedeniyle bu ismi aldı. Araştırmacılar, yeni türlerin keşfinin yalnızca taksonomik bir çalışma olmadığını, aynı zamanda doğa koruma politikalarına temel oluşturacak bilimsel veriler sağladığını belirtti. Sürdürülen projelerin Akdeniz ekosistemlerinin korunmasına yönelik bilimsel altyapıyı güçlendirdiği ifade edildi.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Sektörel Gündem

OMSAN Lojistik Asya-Pasifik’te Stratejik Temaslarda Bulundu

OMSAN Lojistik, Çin ve Asya-Pasifik bölgesinde üst düzey temaslarda bulundu. Demiryolu lojistiği odağında küresel dengelerin analiz edildiği görüşmelerde heyetin öncelikli gündemi Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Orta Koridor oldu. Çin–Avrupa taşımalarında bu hattın önemine dikkat çeken OMSAN Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Arıburnu, “Doğru altyapı, güçlü entegrasyon ve stratejik iş birlikleriyle Türkiye, Orta Koridor’u dünyanın en rekabetçi ticaret hattına dönüştürebilir” dedi.

Yayınlanma tarihi

-

OMSAN Lojistik, Asya-Pasifik bölgesinde önemli görüşmeler gerçekleştirdi. Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Arıburnu liderliğindeki heyet, demiryolu lojistiği üzerine odaklanarak Türkiye’nin Orta Koridor’daki rolünü masaya yatırdı. Arıburnu, Türkiye’nin doğru altyapı ve stratejik iş birlikleriyle bu hattı dünyanın en rekabetçi ticaret yollarından biri haline getirebileceğini vurguladı. Çin’deki temaslar sırasında OMSAN, demiryolu taşımacılığında önemli bir paya sahip olduğunu belirttiği yatırımları hakkında bilgi alışverişinde bulundu. Heyet, CRRC’den alınan 10 yeni lokomotifin incelenmesi fırsatını da yakaladı. Bu 40 milyon dolarlık yatırım, Türkiye’deki demiryolu lojistiği alanındaki en büyük yatırımlardan biri olarak öne çıkıyor. Arıburnu, yeni lokomotiflerin çevreci özellikleri ve güçleriyle dikkat çektiğini ifade etti. Ayrıca, Çin’in demiryolu alanındaki kapasitesi ve teknolojisinin etkileyici olduğunu belirten Arıburnu, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin büyüklüğüne dikkat çekti. Temaslarda, Türkiye’nin Orta Koridor üzerindeki stratejik konumu ve büyüme fırsatları değerlendirildi. Arıburnu, Türkiye’nin artık sadece bir köprü ülke değil, küresel lojistik merkezi olma yolunda ilerlediğini ifade etti. OMSAN’ın Asya-Pasifik açılımının, coğrafi genişlemenin ötesinde stratejik bir dönüşüm hamlesi olduğunu belirten Arıburnu, lojistiğin artık veri ve teknoloji ile yönetilen bir sistem haline geldiğini vurguladı. OMSAN, bu yeni sistemin merkezinde olmayı hedefliyor.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Sektörel Gündem

Halaçlı Mehmet Ağa Konağı, Kültür ve Sanat Merkezi Olarak Yenilendi

Ankara’da, Sakarya Meydan Muharebesi’nde lojistik üs olarak kullanılan tarihi Halaçlı Mehmet Ağa Konağı, restore edilerek kültür ve sanat merkezine dönüştürüldü.

Yayınlanma tarihi

-

Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bulunan tarihi Halaçlı Mehmet Ağa Konağı, restore edilerek kültür ve sanat merkezi haline getirildi. Sakarya Meydan Muharebesi sırasında lojistik üs olarak kullanılan bu yapı, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir restorasyon sürecinin ardından kapılarını sanatseverlere açtı. Açılışta konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, konağın tarihi önemine vurgu yaparak, bu yapının vatan savunmasındaki rolüne dikkat çekti. Yavaş, ‘Bu yapı, Sakarya Meydan Muharebesi’nin en kritik anlarında stratejik bir lojistik merkez olarak işlev görmüştür. Bu mirası koruyarak bizlere hibe eden Sayın Andaş Atak’a teşekkür ediyorum’ dedi. Ayrıca, Sakarya Meydan Muharebesi’nin coğrafi konumuna dair yanlış bilgilere de değinen Yavaş, ‘Birçok kişi bu muharebeden bahsederken Adapazarı’nı anıyor. Oysa muharebe yeri buraya sadece 50 kilometre mesafededir. Bu tarihi gerçeği gelecek nesillere yeterince aktaramadık. Bu konağı ve Ankara’daki tarihi değerleri yeniden canlandırmak için çaba harcıyoruz’ şeklinde konuştu. Yavaş, sanatın herkes için erişilebilir olmasını sağlamak amacıyla yeni kültürel mekanlar kazandırma hedefinde olduklarını belirtti. Halaçlı Mehmet Ağa Konağı’nın, sanatçılar için üretim alanı, halk içinse sanatla buluşma noktası olmasını umduğunu ifade etti. Ayrıca, açılış sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yavaş, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti’ye geçiş iddialarına ilişkin, belediye başkanlarının seçildikten sonra parti değiştirmesinin uygun olmadığını, bu durumun seçmen iradesine saygısızlık olduğunu belirtti. Yavaş, böyle bir durumun yaşanması halinde referandum yapılması gerektiğini de sözlerine ekledi. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan’ın, Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına destek verebileceği yönündeki açıklamasına ise, ‘Önceliğimiz Ankara. Burada birçok sorun var ve bunları çözmek için çalışmalara devam edeceğiz. Eğer böyle bir durum gerçekleşirse takdir kendilerinin, ancak onur duydum’ şeklinde yanıt verdi.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Trend olan