Sektörel Gündem
“Alüminyuma talep artıyor pazar büyümeye açık”
Sanayinin önemli kollarından biri olan alüminyumun geri dönüşümlü bir ürün olması sebebiyle son yıllarda kullanım oranı giderek artıyor. Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerebakan, “Türkiye’de kişi başına alüminyum kullanımı gelişmiş ülkelerin neredeyse yarısı seviyesinde. Bu da pazarın büyümeye açık olduğunu gösteriyor” dedi.

Nilgün ÖZDEMİR
Yüksek oranda geri dönüşümlü ürün olması nedeniyle dünyada ve Türkiye’de alüminyuma olan talep her geçen gün artıyor.
Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban, alüminyumun hafif, dayanıklı ve işlemesi diğer metallere göre daha kolay olduğunu için tercih edildiğini belirtti. Tüm bu özellikleri sayesinde alüminyumun dünyanın birçok ülkesinde kullanıldığını anlatan Yerebakan, “Alüminyum profil üretiminde teknolojik gelişim ve üretim kabiliyeti açısından dünya ile aynı konumda yer alıyoruz. Türkiye alüminyum pazarında kişi başı kullanımda gelişmiş ülkelerin yarısı seviyesinde. Bu da olumsuz bir yaklaşımdan ziyade pazarın büyümeye açık olduğunu gösteriyor” dedi.
Ham madde ve yardımcı malzeme fiyatlarındaki iniş çıkışların, artan enerji ve işçilik maliyetlerinin sektörü zorladığına dikkat çeken Yerebakan, nitelikli eleman eksikliğinin büyük sorun olduğuna işaret etti. Türk sanayicisinin üretirken, hareket alanının kısıtlandığını kaydeden Yerebakan, bu zorlukları aşmak için uzun vadeli düşünerek hareket edilmesi gerektiğini belirtti. Sanayicinin kendisini sürekli güncellemesi gerektiğini anlatan Yerebakan, katma değerli üretimin Türk sanayisini canlandıracağını vurguladı.
70 ülkeye ihracat hedefi
Mimari sistemler ile endüstriyel uygulamalar için gerekli olan alüminyum profilleri ürettiklerini söyleyen Yerebakan, bu yıl ihracat yapılan ülke sayısını 60’tan 70’e çıkarmayı hedeflediklerini ifade etti. 330 bin metrekarelik tam entegre üretim tesisinde, geniş pres hattı ve Ar-Ge departmanının müşterilerine özel çözümler sunduklarını bildiren Yerebakan, “29 yıllık deneyimimiz ve yenilikçi vizyonumuzla 2023 yılında da büyümeye devam edeceğiz” diye konuştu. Yapı, otomotiv, havacılık, denizcilik, beyaz eşya, aydınlatma ve enerji gibi sektörler için özel ürünler ve çözümler geliştirdiklerini belirten Yerebakan, üretimin yüzde 60’ını ihraç ettiklerini bildirdi. Geçtiğimiz yıl 310 milyon doların üzerinde ciro gerçekleştirdiklerini anlatan Yerebakan, yurt dışı çalışmalarına hız verdiklerini kaydetti.
“Satışlar iki kat arttı”
Büyüme odaklı yatırımları sayesinde satışları son 6 yılda iki kat artırdığını söyleyen Yerekaban, “Tekirdağ Ergene’deki fabrikamızda bulunan 9 ekstrüzyon pres hattı, 2 dövme pres hattı ve iki kompozit panel hattı ile Türkiye’de tam entegre üretim gerçekleştiren öncü firmalardan biriyiz. Bu özelliğimiz sayesinde, aynı anda farklı boyutlarda üretim yaparak müşterilerimize daha hızlı ve esnek çözümler sunabiliyoruz. Hem insan odaklı hem de çevreye duyarlı bir üretim anlayışı benimseyerek, paydaşlarımızın beklentilerini en üst seviyede karşılıyor, alüminyumun kullanıldığı her alanda, en güvenilir ve en yenilikçi çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Otomotive ve havacılık sektörlerine özel çözüm
Ayhan Yerekaban, bu yıl dövme pres hatları için hayata geçecek yeni fabrikayla otomotiv ve havacılıktaki tüm ihtiyaçlara cevap verileceğini kaydetti. Yerekaban, kurumsallaşmayı odağına alan bir firma olarak, alanında uzman danışmanlarla başladıkları kurumsal ve dijital dönüşüm yolculuklarında bu yıl içinde SAP projesini devreye alacaklarını belirtti. Ham madde tedarikinden ürün sevkiyatına kadar her aşamada kalite bilincini ön planda tuttuklarını söyleyen Yerebakan, ayrıca ürün ve hizmet faaliyetlerinde müşteri beklenti ve memnuniyetini üst düzeyde karşılamayı hedeflediklerini belirtti.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Sektörel Gündem
KUZKA’dan KOBİ’ler ve Yerel Ürünler İçin Destek Programı
Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA), yerel ürünlerin ticarileştirilmesi ve KOBİ’lerin rekabet gücünün artırılması amacıyla “2026 Yılı Yerel Ürün Ticarileştirme ve KOBİ Destek Merkezi Teknik Destek Programı”nı ilan etti.
TR82 Bölgesi kapsamındaki Kastamonu, Çankırı ve Sinop’ta uygulanacak programla, yerel potansiyelin ekonomik değere dönüştürülmesi ve işletmelerin üretimden pazarlamaya kadar birçok alanda güçlendirilmesi hedefleniyor.
10 Milyon TL Bütçeyle Geniş Kapsamlı Destek
Toplam 10 milyon TL bütçeye sahip program kapsamında; işletmeler, meslek kuruluşları, kamu kurumları, kooperatifler ve birlikler teknik destekten yararlanabilecek. Program, özellikle su ürünleri ve turizm işletmeleri başta olmak üzere bölgenin temel sektörlerinde rekabetçiliği artırmayı amaçlıyor.
Danışmanlıktan Dijital Pazarlamaya Kadar
KUZKA tarafından yürütülecek teknik destek programı;
- danışmanlık,
- eğitim,
- fizibilite çalışmaları,
- ürün geliştirme,
- dijital pazarlama,
- yeşil dönüşüm,
- ticarileştirme
gibi alanları kapsıyor.
Program kapsamında talep başına sağlanacak destek üst limiti 500 bin TL, uygulama süresi ise en fazla 6 ay olarak belirlendi.
Başvurular KAYS Üzerinden Alınacak
Yıl sonuna kadar açık olacak programa başvurular, Ocak–Şubat döneminden başlamak üzere toplam 6 ayrı dönemde, ikişer aylık periyotlar halinde Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden alınacak. Program bütçesinin tükenmesi halinde başvuru süreci sona erecek.
KUZKA yetkilileri, bölge ekonomisine ivme kazandırması beklenen programa yerel aktörlerin güçlü ve nitelikli projelerle başvurmasını beklediklerini ifade etti.
Programa ilişkin detaylı bilgilere ve başvuru rehberine, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın resmi internet sitesi üzerinden ulaşılabileceği bildirildi.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Sektörel Gündem
KOBİ’lerin İhtiyaçlarına Yönelik Araştırma Projelerine Destek Geliyor
KOBİ’lerin rekabet öncesi kapasitesini artırmaya yönelik araştırma projeleri, TÜBİTAK koordinasyonunda desteklenecek. Collective Research Networking (CORNET) 41. çağrısı kapsamında, KOBİ’lerin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilecek ve akademik ortaklar tarafından yürütülecek kolektif projeler için 25 Mart’a kadar başvuru alınacak.
Uluslararası İş Birliği Şartı
TÜBİTAK’tan edinilen bilgilere göre, çağrı kapsamında en az iki katılımcı ülkenin yer aldığı uluslararası iş birliği projeleri desteklenecek. CORNET 41. çağrısına Almanya, Belçika, Brezilya, Çekya, İsviçre ve Türkiye katılım sağlayacak.
Uluslararası başvurularda, her ülkeden en az üç paydaşın projede yer alması zorunlu olacak. AR-GE ve inovasyon faaliyetlerinin; yükseköğretim kurumları, eğitim ve araştırma hastaneleri ile kamu kurum ve kuruluşları gibi araştırma kuruluşları tarafından yürütülmesi şartı aranacak.
KOBİ’ler Sürecin Merkezinde Olacak
Proje konularının, KOBİ’lerin ihtiyaçlarını belirlemek ve çıktıların yaygınlaştırılmasını sağlamakla görevli KOBİ şemsiye kuruluşları tarafından tanımlanması gerekiyor. Ayrıca başvurularda en az üç KOBİ’den oluşan bir kullanıcı grubunun yer alması zorunlu tutuluyor.
Kullanıcı grubunun, proje çalışmalarını yönlendirmesi ve projenin verimliliğine katkı sunması bekleniyor. Proje çıktılarının da birden fazla KOBİ’nin faydasına olması hedefleniyor.
Başvurular Ulusal ve Uluslararası Yapılacak
Çağrı kapsamında hem uluslararası hem de ulusal başvuru yapılması gerekiyor. Türkiye’de yerleşik yükseköğretim kurumları, eğitim ve araştırma hastaneleri ile kamu kurum ve kuruluşları, ulusal başvurularını Proje Başvuru Sistemi üzerinden gerçekleştirebilecek.
Yükseköğretim kurumları, eğitim ve araştırma hastaneleri ile kamu kurum ve kuruluşları, kabul edilen bütçeleri üzerinden yüzde 100 oranında desteklenecek.
Proje Süresi ve Destek Üst Limitleri
CORNET 41. çağrısı kapsamında desteklenecek projelerin süresi en fazla 24 ay olacak.
- Proje başına TÜBİTAK’tan talep edilecek katkı tutarı 180 bin avroyu aşamayacak.
- Yürütücü kuruluş başına destek üst limiti ise yükseköğretim kurumları, eğitim ve araştırma hastaneleri ile kamu kurum ve kuruluşları için 125 bin avro olarak belirlendi.
Uluslararası değerlendirme süreci sonunda desteklenmesine karar verilen projelerde, Türkiye’den yer alan ortakların proje giderleri TÜBİTAK tarafından karşılanacak.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Sektörel Gündem
Şubat Ayı Kira Artış Oranı Yüzde 33,98 Olarak Açıklandı
“Kira Artışlarının Ortak Nedeni: Arz, Talebe Yetişemiyor”
TÜİK tarafından açıklanan son verilerle birlikte, Şubat ayı kira artış oranı yüzde 33,98 olarak belirlendi. Açıklanan oran, Türkiye genelinde kira piyasasına yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşırken, uzmanlar yaşanan artışın yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığına dikkat çekiyor.
Parcel Estates Satış Direktörü Esra Bölükbaşı, kira artışlarının küresel ölçekte benzer dinamiklerle şekillendiğini belirterek, konunun yalnızca oranlar üzerinden değil; şehirleşme, nüfus artışı ve konut arzı ekseninde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kira Artışı Küresel Bir Sorun Haline Geldi
Esra Bölükbaşı’na göre, bugün dünya genelinde kiraların yükselmesinin temelinde;
- Nüfus artışı,
- Hızlanan şehirleşme,
- Konut arzının talebe aynı hızda karşılık verememesi
gibi ortak faktörler yer alıyor.
Avrupa’dan Amerika’ya, Orta Doğu’dan Asya’ya kadar pek çok büyük şehirde benzer kira baskılarının yaşandığını ifade eden Bölükbaşı, kira piyasasının artık yerel değil, küresel bir mesele haline geldiğini dile getirdi.
Planlama Farkı, Kira Fiyatlarının Davranışını Değiştiriyor
Bazı ülkelerde kira piyasasının daha öngörülebilir ve dengeli ilerlemesinin arkasında uzun vadeli şehir planlaması bulunduğunu belirten Bölükbaşı, özellikle hızlı büyüyen şehirlerin bu konuda önemli örnekler sunduğunu söyledi.
Dubai gibi merkezlerde artan nüfus ve yatırımcı talebinin önceden öngörüldüğünü aktaran Bölükbaşı, bu doğrultuda yeni bölgelerin ve konut projelerinin hızla devreye alındığını ifade etti. Bu yaklaşımın, kira fiyatlarında ani ve kontrolsüz sıçramaların önüne geçtiğini vurguladı.
“Oranlara Değil, Sisteme Bakmak Gerekiyor”
Kira artışlarını yalnızca açıklanan yüzdelik oranlar üzerinden değerlendirmenin eksik bir bakış açısı sunduğunu belirten Esra Bölükbaşı, konunun çok daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğine dikkat çekti.
Konut üretimi, şehir planlaması ve sürdürülebilir büyüme başlıklarının birlikte düşünülmesinin önemine işaret eden Bölükbaşı, bu yaklaşımın yalnızca Türkiye için değil, küresel ölçekte de geçerli olduğunu ifade etti.
Uzmanlara göre, kalıcı çözüm; kısa vadeli ve geçici müdahalelerden ziyade, uzun vadeli, öngörülebilir ve planlı bir konut politikası ile mümkün olabiliyor.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
-
1 Konu 1 Konuk5 yıl önceSarılar Group’un Genç Yöneticisi Hanifi Gürbüz: Yatırım Odaklıyız, Covid-19 Sürecinde Bile Çalışmalarımız Devam Ediyor…!
-
Özel Haber3 yıl önceELFATEK’TEN AKİBA
-
Ağır Yük Taşıma Araçları5 yıl önceGEMLİK AKTAŞ-1 LOJİSTİK’İN GURUR GÜNÜ
-
Özel Haber5 yıl önceHASANKEYF’TEKİ TARİHİ TAŞIYAN ÇABA MİSNAK, DÜNYADA YAPILAMAYANI YAPARAK HEM TARİHİ TAŞIDI HEM DE TARİHE GEÇTİ
-
Özel Haber5 yıl önceSalih Kodaman: Müşteriye verdiğimiz güven, bizim en büyük farkımız
-
Son Dakika5 yıl önceHareket Turquality ile Globaldeki Gücüne Güç Katacak
-
Son Dakika5 yıl önceDüzce eşrafından Sadettin Kayışoğlu vefat etti.
-
Sektörel Gündem5 yıl önceÖzbay Hidromekanik Yöneticisi Ertan Katık: Bir ömrü sektöre verdim

