Sektörel Gündem
Kirada yüzde 25 bilmecesi
Aynı binada bir dairenin kirasının 13 bin TL, diğerinin 3 bin TL olduğunu belirten uzmanlar, yüzde 25 kira sınırına hapis cezası gelse bile sorunun giderek büyüyeceğini belirtiyor.

Sözcü’den Hülya K. Oruçoğlu’nun haberine göre ev sahipleri ve kiracıların merakla beklediği, temmuz ayına kadar geçerli olan yüzde 25 kira sınırında tarih uzatıldı. Kira sınırı düzenlemesini açıklayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, fahiş kira artışları ile ilgili hapis cezası ya da para cezasını içerebilecek yaptırımlar ile ilgili çalıştıklarını da ifade etti. Uzmanlar ise yükselen konut fiyatları nedeniyle kira sınırı düzenlemesinin ya da arabuluculuk sisteminin mülk sahibi-kiracı sorununu çözemeyeceğini vurguladı.
“Arabuluculuk sistemi de sorunu çözecek gibi durmuyor”
Konut fiyatlarındaki yükselişin ardından kira sınırı uygulamasının da piyasanın gerçekliğinden uzak kaldığını vurgulayan Türkiye Emlak Müşavirleri Federasyonu Başkanı Hacı Ali Taylan, “Piyasadaki kurallar, yüzde 25 sınırına uymuyor. Ev sahibi ve kiracı sorunu ile ilgili açılan davalarda İstanbul’da bir buçuk yıl, Ankara’da bir yıl sonraya gün veriliyor. Arabuluculuk sistemi de sorunu çözecek gibi durmuyor” dedi.
“Sektör temsilcilerinin görüşleri alınmadı”
“Yüzde 25 sınırının uzatılması sorunların büyümesine, kiracı ve ev sahibi arasındaki çatışmaların artmasına sebebiyet verebilir” ifadelerini kullanan Taylan, “Aynı binada bir kiracı 15 bin TL verirken, başka bir kiracı eskiden bu yana aynı dairede oturduğu için 3 bin TL kira ödüyor. Eski kiracıya yüzde 25 zam yapılacak. Bu olacak şey mi? Alım gücü azaldı, o kira ile geçinmek zorunda kalanlar var. Bu düzenleme zaten uygulanmıyordu. Sektörün kira sınırından ziyade daha köklü, kalıcı çözümlere, hızlı şekilde kontrol edilmeye ihtiyacı var” diye konuştu. Taylan, düzenleme hazırlanırken sektör temsilcilerinin görüşlerinin alınmadığını da sözlerine ekledi.
6 aydan kısa süreli kontrat
Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği Başkan Yardımcısı ve Yüksek İnşaat Mühendisi Dr. Mustafa Koçak, kirada yüzde 25 sınırının uzatılmasının ardından ev sahiplerinin de farklı alternatifleri değerlendirmeye başladığını anlatarak, “Kira artışı sınırının ardından ev sahipleri genelde iki seçeneği tercih ediyor. Bazıları konutlarını satmaya başladı. Evleri boş olanlar da ya 6 aydan kısa süreli kontratlar yapıyor ya da günlük ve haftalık gibi daha kısa süreli kiralamalara yöneliyor. Yüzde 25 sınırının uzatılması kısa süreli kiralamaları daha da artıracağını düşünüyorum” açıklamasını yaptı.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Sektörel Gündem
TL Kredilerde Dengeler Değişti: Bireysel Kredi Kartının Tek Rakibi KOBİ Kredileri
Sıkı para politikası ve makroihtiyati tedbirlere rağmen bireysel kredi kartları, TL cinsi krediler içinde yükselişini sürdürüyor. Son veriler, bireysel kredi kartlarının tüketici ve taksitli ticari kredileri geride bıraktığını, yalnızca KOBİ kredilerinin bu alanda daha yüksek bakiyeye sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık verilerine göre 13 Şubat 2026 itibarıyla bireysel kredi kartı bakiyesi 2,91 trilyon TL’ye ulaştı. Bu tutar, 3,02 trilyon TL seviyesindeki tüketici kredilerine oldukça yaklaşırken, 2,61 trilyon TL’lik taksitli ticari kredileri geride bıraktı. TL bazlı krediler içinde bireysel kredi kartlarını geçebilen tek kalem ise 5,2 trilyon TL ile KOBİ kredileri oldu.
MERKEZ BANKASI VE BDDK YAKIN TAKİPTE
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile BDDK, finansal istikrarı korumak ve sıkı para politikasını desteklemek amacıyla kredi büyümesine yönelik çeşitli sınırlamalar uyguluyor. Son olarak bireysel kredi kartı limitleri ve yeniden yapılandırmalara ilişkin yeni düzenlemeler devreye alındı.
Merkez Bankası verilerine göre bireysel kredi kartlarında dönem borcuna göre azami akdi faiz oranları yüzde 3,25 ile 4,25 arasında değişirken, gecikme faizleri yüzde 3,55 ile 4,55 aralığında uygulanıyor. Buna karşılık ihtiyaç kredisi faizleri aylık yüzde 2,89–5,39 bandında seyrediyor.
KREDİ KARTI BAKİYESİ 3 TRİLYON TL SINIRINA DAYANDI
Yüksek enflasyon ve alım gücündeki gerileme, bireysel kredi kartlarının kullanımını artıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Aynı zamanda nakit kullanımının azalması, kart bakiyelerindeki artışı destekliyor.
Son bir yılda:
- TL bazlı toplam krediler yüzde 44,9 artarak 15 trilyon TL’yi aştı.
- Bireysel kredi kartı bakiyesi yüzde 52,5 artışla 1,91 trilyon TL’den 2,91 trilyon TL’ye çıktı.
- KOBİ kredileri yüzde 44,9 yükselerek 5,2 trilyon TL’ye ulaştı.
Bu tablo, bireysel kredi kartlarının TL krediler içindeki ağırlığını hızla artırdığını gösteriyor.
TAŞIT KREDİLERİ GERİLEDİ, KARTLAR ÖNE ÇIKTI
TL bazlı kredilerin neredeyse tamamında nominal artış görülürken, taşıt kredileri son bir yılda yüzde 31,1 düşüşle 48,2 milyar TL’ye gerileyerek istisna oldu.
Bu süreçte bireysel kredi kartlarının TL krediler içindeki payı yüzde 18,4’ten yüzde 19,4’e yükseldi. Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları toplamı içindeki payı ise yüzde 49 seviyesine yaklaştı.
BÜYÜME HIZI YAVAŞLADI AMA DEVAM EDİYOR
BDDK’nın açıkladığı yeni makroihtiyati önlemlere uyum için bankacılık sektörüne tanınan süre henüz dolmadan, bireysel kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinde büyüme hızı yavaşlasa da artış sürüyor.
Merkez Bankası’nın 13 haftalık yıllıklandırılmış verilerine göre:
- Bireysel kredi kartlarında büyüme oranı yüzde 59,18’den yüzde 55,36’ya geriledi.
- Ticari kredi kartlarında büyüme yüzde 50 seviyesinde yatay seyretti.
Sonuç olarak, TL kredi piyasasında bireysel kredi kartları güçlü yükselişini korurken, bu alanda tek ciddi rakip KOBİ kredileri olmaya devam ediyor.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Sektörel Gündem
Afet Yönetimi, Mplus Türkiye’nin Kurum Kültürünün Merkezinde
Türkiye, jeolojik yapısı ve coğrafi konumu nedeniyle başta deprem olmak üzere çok sayıda doğal afet riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Yaşanan afetler yalnızca insan hayatını değil; fiziki altyapıları, hizmet sürekliliğini ve toplumsal güven duygusunu da doğrudan etkiliyor. Bu gerçeklik, kurumların krizlere karşı hazırlıklı olmasını ve sürdürülebilir yapılar inşa etmesini zorunlu hale getiriyor.
Bu çerçevede Mplus Türkiye, afet ve acil durum yönetimini kurum kültürünün merkezine alarak dikkat çeken bir yaklaşım benimsiyor. Afet yönetimini yalnızca bir kriz anı planlaması olarak değil, tüm iş süreçlerine entegre edilen bütüncül bir sistem olarak ele alan şirket, kurumsal dayanıklılığı öncelik haline getiriyor.
Mplus Türkiye’nin geliştirdiği model; kriz anlarında hızlı karar alma, güçlü koordinasyon ve insan odaklı aksiyon prensiplerine dayanıyor. Bu sayede hem çalışan güvenliği hem de hizmet sürekliliği eş zamanlı olarak korunuyor. Afet senaryolarına yönelik hazırlık çalışmaları, düzenli tatbikatlar ve dijital altyapı destekli iş sürekliliği planları, kurumun afetlere karşı refleksini güçlendiriyor.
Yetkililer, afet yönetiminin yalnızca olağanüstü durumlarda devreye giren bir mekanizma olmadığını vurgulayarak, bu yaklaşımın kurumsal güveni ve sürdürülebilirliği artırdığını belirtiyor. Mplus Türkiye, krizlere hazırlıklı yapısıyla hem çalışanlarına hem de hizmet sunduğu paydaşlara karşı sorumluluğunu yerine getirmeyi hedefliyor.
Afet risklerinin giderek arttığı bir coğrafyada, afet yönetimini kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getiren bu yaklaşım, özel sektör için de örnek bir model olarak öne çıkıyor.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Sektörel Gündem
İnşaat Sektörü Yeni Yıla Zayıf Başladı
Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), inşaat sektörü ile bağlantılı imalat ve hizmet alanlarındaki mevcut durumu ortaya koyan **“Hazır Beton Endeksi 2026 Ocak Ayı Raporu”**nu yayımladı. Rapora göre, yılın son çeyreğinde sınırlı bir toparlanma görülmesine rağmen 2026 Ocak ayında sektör yeniden zayıflama eğilimine girdi. Özellikle faaliyet endeksinde yaşanan belirgin düşüş, yeni yılın inşaat sektörü açısından yavaş başladığını ortaya koydu.
Faaliyet Endeksinde Sert Düşüş
THBB tarafından her ay açıklanan Hazır Beton Endeksi; faaliyet, güven ve beklenti olmak üzere üç ana göstergeden oluşuyor ve inşaat sektörünün büyüme hızına dair öncü sinyaller veriyor. 2026 Ocak ayı verilerine göre, beklenti endeksi hariç tüm göstergelerde aralık ayına kıyasla gerileme yaşandı. Özellikle Faaliyet Endeksi, yıl sonundaki sınırlı canlanmanın ardından eşik değerin oldukça altına düşerek sektörde ivme kaybına işaret etti.
Güven Zayıf, Beklentiler Temkinli
Raporda, Güven Endeksinin 2025 yılı boyunca en zayıf performans gösteren alt endeks olmaya devam ettiği vurgulandı. Ocak ayında da gerilemesini sürdüren güven göstergesi, sektöre ilişkin algının kırılganlığını koruduğunu ortaya koydu. Buna karşılık Beklenti Endeksi, diğer göstergelerden ayrışarak ocak ayında pozitif bir görünüm sergiledi. Bu durum, yaşanan durgunluğun geçici olabileceğine dair temkinli bir iyimserliği yansıtıyor.
Yıllık Bazda Ilımlı Toparlanma
Geçen yılın aynı ayıyla karşılaştırıldığında ise endekslerde sınırlı fakat ayrışan bir tablo dikkat çekti. Faaliyet Endeksi yıllık bazda yüzde 0,3 artış göstererek ılımlı bir toparlanmaya işaret ederken, Güven Endeksi yüzde 0,4 düşüşle zayıf seyrini sürdürdü. Beklenti Endeksi ise yüzde 0,4 artarak geleceğe yönelik temkinli bir iyileşme sinyali verdi.
“Toparlanma Yerini Yeniden Zayıflamaya Bıraktı”
Raporu değerlendiren Yavuz Işık, 2026 Ocak ayında tabloyun yeniden bozulduğuna dikkat çekti. Işık,
“Geçen yılın son çeyreğinde sınırlı bir toparlanma eğilimi görülmüştü ancak 2026 Ocak ayında bu toparlanma yerini yeniden zayıflamaya bıraktı. Faaliyet Endeksi’nin eşik değerin oldukça altına gerilemesi, yıl sonundaki canlanmanın zayıfladığını gösteriyor” dedi.
Işık ayrıca, beklenti endeksindeki yükselişin önemine vurgu yaparak, “Faaliyette ciddi bir düşüş yaşanmasına rağmen beklentilerin hem aylık hem de yıllık bazda artması, bu gerilemenin kademeli ve geçici olabileceğine işaret ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
İnşaatın Nabzı Hazır Beton Endeksi ile Ölçülüyor
Hazır Beton Endeksi, Türkiye genelinde hazır beton üreticileriyle yapılan anketlere dayanıyor. Endeks değerlerinin 100’ün üzerinde olması olumlu, altında olması ise olumsuz bir görünüme işaret ediyor. İnşaat sektörünün en temel girdilerinden biri olan hazır beton üzerinden hazırlanan bu endeks, sektördeki mevcut durumu ve kısa vadeli beklentileri yakından izlemek açısından kritik bir gösterge olarak kabul ediliyor.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
-
1 Konu 1 Konuk5 yıl önceSarılar Group’un Genç Yöneticisi Hanifi Gürbüz: Yatırım Odaklıyız, Covid-19 Sürecinde Bile Çalışmalarımız Devam Ediyor…!
-
Özel Haber3 yıl önceELFATEK’TEN AKİBA
-
Ağır Yük Taşıma Araçları5 yıl önceGEMLİK AKTAŞ-1 LOJİSTİK’İN GURUR GÜNÜ
-
Özel Haber5 yıl önceHASANKEYF’TEKİ TARİHİ TAŞIYAN ÇABA MİSNAK, DÜNYADA YAPILAMAYANI YAPARAK HEM TARİHİ TAŞIDI HEM DE TARİHE GEÇTİ
-
Özel Haber5 yıl önceSalih Kodaman: Müşteriye verdiğimiz güven, bizim en büyük farkımız
-
Son Dakika5 yıl önceDüzce eşrafından Sadettin Kayışoğlu vefat etti.
-
Son Dakika5 yıl önceHareket Turquality ile Globaldeki Gücüne Güç Katacak
-
Sektörel Gündem5 yıl önceÖzbay Hidromekanik Yöneticisi Ertan Katık: Bir ömrü sektöre verdim

