Takip Edin

1 Konu 1 Konuk

Arkın Akbay’dan Dikkat Çeken Açıklama

Yayınlanma tarihi

-

Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay:“Yenilenebilir Enerjiye Olan İhtiyaç Daha da Artacak” Yenilenebilir enerji sektörünün ilk yarı yılını değerlendiren Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, “Ülkemizde enerji tüketimi Temmuz ayı sonunda geçtiğimiz yıla göre %7 arttı. Ekonomik canlanma ve iklim değişikliğine dayalı olan artış, yenilenebilir enerjiye yönelik ihtiyacı giderek artırıyor.” dedi. Akbay, 2035’e kadar rüzgar ve güneş enerjisinin toplam enerji üretimindeki payının önemli ölçüde artmasını beklediklerini de sözlerine ekledi.  Türkiye’nin her bölgesindeki yenilenebilir enerji yatırımlarıyla dikkat çeken Eksim Enerji’nin CEO’su Arkın Akbay enerji sektöründeki gelişmeleri değerlendirdi. 2024 yılının ilk yedi ayında Türkiye’nin kurulu enerji gücünün 111 bin megavatı aştığını kaydeden Akbay, “Bu kurulu gücün %13’ünü güneş enerjisi, %11’ini ise rüzgar enerjisi santralleri oluşturdu. Ülkemizde ekonomik aktivitenin güçlü seyri, iklimin etkisi ve elektrikli şarj istasyonlarının elektrikli araçlarla eş zamanlı yaygınlaşmasıyla birlikte, enerji tüketimi Temmuz ayı sonunda geçen yıla göre %7 oranında artış gösterdi.” dedi. Yatırımlar 10 yıl içinde 4 kat artacak Akbay özellikle 2026 ve sonrasında enerji depolama ile bütünleşik yenilenebilir enerji üretim tesislerinin devreye girmesiyle sektörde yeni bir dönemin başlayacağını da belirterek, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2035 Ulusal Enerji Planı’na göre, güneş enerjisi santral yatırımlarının 53 GW seviyesine ulaşması hedefleniyor. Şu anki 16 GW’a yaklaşan kurulu güneş enerjisi santralinin, 10 yıl içinde yaklaşık üç katına çıkması planlanıyor. Rüzgar santrallerinde ise hedef 12 GW’dan 30 GW’a yükselmek. Düzenlemelerin diyalog içinde geliştirildiği, izin ve ruhsat süreçlerinin, ekosistemin ve tüketici talebinin ekonomik ve dengeli ilerletilmesinin, ilaveten yatırım teşviklerinin öneminin arttığı bir dönemdeyiz. Bu dönemde projelerin, finansman kaynaklarına ulaşabilme kabiliyeti öne çıkacak. Finansal yapısı güçlü ve yetkin takımlara sahip yenilenebilir enerji şirketlerinin, tahsis edilen elektrik enerjisi kapasitelerini hızla ekonomiye kazandırdığını görüyoruz.” ifadelerini kullandı. Yenilenebilir enerji kömürü geçecek Küresel pazarları da değerlendiren Akbay, 2025 yılında enerji talebinin son yirmi yılın en yüksek seviyelerine ulaşmasının beklendiğini kaydederek; “Isınma, taşımacılık ve sanayide elektrifikasyona dayalı hızlı bir enerji artışı var. Bu durum güçlü ekonomik büyüme, artan sıcak ve soğuk hava dalgaları, veri merkezleri, elektrikli araçlar ile ısı pompaları temelindeki yüksek talepten kaynaklanıyor. Ayrıca 2024-2025 itibarıyla küresel olarak yenilenebilir enerjiden üretilen elektrik miktarının, kömürle üretilen elektrik miktarını geçeceği netleşmiş durumda. Bunun yanı sıra yenilenebilir kaynakların küresel elektrik arzındaki payının, aynı dönemde devreye girecek üretim tesisleri ile %30’dan %35’e çıkması bekleniyor.” dedi. Yapay zeka yenilenebilir enerjinin geleceğine yön verecek IEA’nın (Uluslararası Enerji Ajansı) verilerine göre yapay zeka algoritmalarının devreye girmesiyle birlikte veri merkezlerinin elektrik talebi önemli bir konu haline geldi. Yapay zeka ve veri analitiğinin farklı alanlarda giderek daha fazla kullanılması, veri merkezlerinin enerji tüketimindeki artışla ilgili belirsizlikleri artırıyor. Bu belirsizlikler arasında dağıtım hızının, yapay zekanın potansiyelinin ve enerji verimliliği iyileştirmelerinin etkileri bulunuyor. Yapay zekanın yenilenebilir enerji sektöründeki rolünü vurgulayan Arkın Akbay; veri ve iletişim sektörünün elektrik üretim ve tüketim verilerinin daha iyi toplanması, işlenmesi,  geçmiş ile mevcut eğilimlerin doğru bir şekilde analiz edilmesi, gelecekteki eğilimlerin daha iyi tahmin edilmesi ve verimsiz yatırımların önüne geçilmesi için kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Akbay, “Yapay zekânın derin öğrenme kapasitesini kullanarak, yenilenebilir enerji üretimini ve bakım işlemlerini geliştirip, ekonomik ve sürekli elektrik enerjisi sağlamaya devam edeceğiz.” dedi. “Çevreye ve toplum yaşamına saygılı çözümler sunuyoruz” Eksim Enerji’nin Sakarya’nın Geyve ilçesinde yer alan kurulu rüzgar enerjisi santralinde ise 3 rüzgar türbini daha Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın kabulü ile ticari işletmeye geçiş sağladı. Böylece şirketin kurulu gücü 487,6 MW’a yükselmiş oldu. 80 Milyon Euro’luk bir kapasite artışına ilişkin bu proje kapsamında, yılsonuna kadar 11 türbinin daha devreye alınması hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde Eksim Enerji’nin kapasite kullanımını artıran ve karbon salımını azaltarak iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini geriye döndürmeye imkân sağlayan yatırımlarının devam edeceği ifade edildi. Elektrik enerjisinin ekonomik temini için çalışıyor Enerji talebindeki artış ve yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki artan payının, hedeflenen dönüşüme hız kattığını ifade eden Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, “Enerji sektörünü yeniden şekillendiren bu değişiklikler hedeflerimizle uyumlu biçimde gelişmeye devam ediyor. Yeni teknolojiler sayesinde, mevcut tesislerimizde üretim verimliliğini artırmakla kalmayıp, sürdürülebilir enerji üretiminde yenilikçi çözümler geliştirme ve uygulamada proaktif bir tutum sergiliyoruz. Eksim Enerji, tahmin algoritmaları ve iş süreçlerinde üretken yapay zeka uygulamaları ile üretim ve tüketim modellemesine yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Bu sayede doğru teknoloji seçimi ile yüksek kapasite kullanımına elverişli coğrafi bölgelerde, ekonomik elektrik enerjisinin teminine odaklanmaya devam ediyor. Sektörün geleceğini şekillendiren bu yeniliklere liderlik etmeyi, sadece bir hedef olarak değil, aynı zamanda doğaya ve topluma karşı bir sorumluluk olarak görüyoruz.” dedi.

TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Konu 1 Konuk

Dr. Rüştü Uçan: “İş Güvenliğinin Kanunlara Uygun Uygulanması Gerek!”

Yayınlanma tarihi

-

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı ve Meslek Hastalıkları İş Kazaları Önleme ve Araştırma Vakfı Başkanı Dr. Rüştü Uçan, Türkiye’de iş güvenliği kültürünün hâlâ yasal zorunluluklardan çok kişisel inisiyatiflere bağlı yürütülmesinin büyük bir risk oluşturduğunu söyledi. “Sıcak Çalışma Yönetmeliği Artık Zorunlu Olmalı” Uçan, özellikle 2024 Şubat ayında Beşiktaş’ta meydana gelen ve 29 kişinin hayatını kaybettiği bar yangınını hatırlatarak, bu tür kazaların önlenmesi için yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı: “ABD bu konuyu 62 yıl önce çözmüş, sıcak çalışma izinlerini yönetmelikle zorunlu hale getirmiş ve sekiz kez güncellemiş. Avrupa ve Hindistan da aynı sistemle ilerliyor. Bizde ise hâlâ gönüllülük esasına dayalı bir yapı var.” Uçan, bu konudaki eksiklikleri gidermek için Çalışma Bakanlığı’na bir taslak yönetmelik sunduklarını belirterek şu bilgileri paylaştı: “Hazırladığımız taslakta 11 metre etrafında yanıcı madde bulunmaması, alanın izole edilmesi, yangın tüpüyle donatılmış deneyimli personel bulundurulması gibi şartlar yer alıyor. Bu, yalnızca yangın sektörünü değil; kaynak, taşlama, kesim gibi tüm sıcak işlem gerektiren alanları kapsıyor.” Uçan’a göre bu düzenlemeler, sadece mevzuatın değil, iş güvenliği kültürünün yerleşmesi için de hayati önem taşıyor.   Deprem Yönetmeliği ve Erken Uyarı Sistemi Vurgusu Dr. Uçan, deprem yönetmeliği ve erken uyarı sistemleri üzerine yürüttükleri çalışmalardan da bahsetti. “Japonya, Amerika, İtalya, Meksika gibi ülkelerde erken uyarı sistemleri zorunlu. Bizde ise yalnızca Marmaray ve bazı kritik altyapılarda uygulanıyor. Oysa bu sistemin ülke geneline yayılması gerekiyor.” Uçan, yurtdışı incelemelerinde gözlemlediği önemli bir detayı da paylaştı: “İtalya ve Almanya’da zorunlu kalmadıkça 5 katın üzerinde bina yapılmıyor. Bizde ise yüksek yapılaşma, dağ kesimleri gibi riskli adımlar devam ediyor. Bu yaklaşım ciddi tehlikeler doğuruyor.” Erken uyarı sistemlerinin doğru uygulanması durumunda 10 ila 60 saniye arasında kritik uyarı süresi kazandırabileceğini belirten Uçan, bu sürenin “hayat kurtarabilecek kadar önemli” olduğunu ifade etti.   “İş Güvenliği Uzmanları Baskı Altında Kalmamalı” Dr. Rüştü Uçan, iş güvenliği uzmanlarının mevcut sistemde karşılaştığı sorunlara da değindi. Türkiye’deki uzmanların büyük kısmının OSGB (Ortak Sağlık Güvenlik Birimi) sisteminde çalıştığını hatırlatan Uçan, bu yapının bazı olumsuzluklar yarattığını belirtti: “İş güvenliği uzmanı, işverene danışmanlık yapar ama bazı firmalarda ‘müşteri kaybetmemek için bu önlemi yazmayın’ gibi baskılarla karşılaşıyorlar. Bu çok tehlikeli bir durum. OSGB yöneticileri de sorumluluk paylaşmalı ki uzmanlar baskı altında kalmasın.” Uçan, son olarak iş güvenliğinin bir kültür olduğunu vurguladı: “Yasal düzenlemeler kadar uygulama da önemli. Kurallar kâğıt üzerinde değil, sahada uygulanmalı.” _________________________________________________________________ Dr. Rüştü Uçan: “Workplace Safety Must Be Applied in Accordance with the Law” Earthquake Regulations and Early Warning Systems Dr. Rüştü Uçan emphasized the importance of proper earthquake regulations and the nationwide implementation of early warning systems. “In countries such as Japan, the U.S., Italy, and Mexico, early warning systems are mandatory. In Türkiye, however, they are only applied in limited areas such as Marmaray and key infrastructure projects. This system must be expanded nationwide,” he said. Drawing from international observations, Dr. Uçan highlighted that in Italy and Germany, no buildings exceeding five stories are constructed unless absolutely necessary. “In Türkiye, the tendency toward high-rise construction and mountain cutting continues unnecessarily. This approach brings serious risks,” he warned. According to Uçan, properly implemented early warning systems can provide between 10 to 60 seconds of reaction time — a margin that can literally save lives.   “Occupational Safety Experts Should Not Be Under Pressure” Dr. Uçan also addressed the challenges faced by occupational safety specialists, noting that the majority in Türkiye work under OSGB (Joint Health and Safety Units). “Occupational safety experts advise employers, but sometimes face pressure not to report risks for fear of losing clients. This is a dangerous situation. OSGB managers must share responsibility so that experts can work freely,” he stated. Concluding his remarks, Uçan emphasized that workplace safety is not only a matter of law but a matter of culture: “Legal regulations are essential, but real safety depends on practice. Rules must not remain on paper — they must be implemented in the field.”

TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

1 Konu 1 Konuk

PLATFORM TÜRKİYE 2025 KONFERANSI SEKTÖRE IŞIK TUTTU

Yayınlanma tarihi

-

30 Nisan 2025 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Platform Türkiye Konferansı sektörün önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Personel Yükseltici Platform sektörü için hem teknik hem de stratejik boyutlarıyla fark yaratan buluşma, PLATFORMDER ve IPAF iş birliğiyle gerçekleşti.  Açılış konuşmasını gerçekleştiren PLATFORMDER Yönetim Kurulu Başkanı Saruhan Günaydın, sektörün son yıllarda gösterdiği büyümeye dikkat çekerek, Türkiye’de 2013’te 4.000 civarında olan platform sayısının 2024’te 35.000’e ulaştığını ve %742’lik bir artış yaşandığını vurguladı. Günaydın, “Bu sektörel büyüme önemli bir gelişme olmakla birlikte, kişi başına düşen makine sayısı açısından Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında hâlâ geride olduğumuzu görüyoruz. Örneğin, Almanya’da bu sayı her 100 bin kişide ortalama 64 civarındadır. Bu da sektörümüzün hâlâ ciddi bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Bu potansiyel büyüme fırsatı; ülkemiz, sektörümüz ve iş sağlığı-güvenliği uygulamaları açısından oldukça kıymetlidir” dedi. Saruhan Günaydın’ın ardından kürsüye gelen IPAF CEO’su Peter Douglas, Platform Türkiye Konferansı’nda yaptığı sunumda, İngiltere’deki Nationwide Platforms firmasının güvenlik, eğitim ve mühendislikteki dönüşüm sürecini katılımcılarla paylaştı. 15.000 ünite ve 1.300 çalışanla faaliyet gösteren şirketin, 2008’den bu yana uyguladığı “Tech X” standardı sayesinde hem iş güvenliği hem de verimlilik alanlarında büyük ilerlemeler kaydettiğini belirten Douglas, “Her çalışan, iş güvenliği konusunda yöneticisini bile durdurabilecek yetkiye sahiptir” diyerek davranış temelli güvenlik kültürünün önemine dikkat çekti. KATILIMCILAR PLATFORM TÜRKİYE KONFERANSI’NI YORUMLADI Platform-Der Yön. Kur. Bşk. Saruhan Günaydın 12 yıl sonra tekrardan yapıyoruz bu etkinliği. Yurt dışından birçok misafirimiz var. Meslektaşlarımızı onlarla buluşturuyoruz. Bütün katılımcılar çok mutlu. Önümüzdeki yıllarda da bu etkinliklerin devamına imza atacağız. Kiralama sektöründe hem firmalar hem de üretimler çok hızlı artıyor. Dernek olarak yerli üretime elimizden gelen her türlü desteği sunacağımızı bir kez daha belirtmek istiyorum.   JCB TRPlatform Satış Müdürü Tuğba Erdem Platform Türkiye 2025 Konferansı sektörümüz özellikle de kiralama firmaları açısından çok önemli bir etkinlik oldu. Kiralama firmaları burada sektöre getirilen yenilikleri inceleme fırsatı buldu.   ACR Platform Operatörü Nazım Taban Türkiye’de 25 yıl önce başlayan sektör gelinen süreçte çok büyük gelişim ivmeleri yakalamış durumda diyebilirim. Ürünlerimiz dünya standardında. Tek eksiğimiz sektörde, bu teknolojik ürünleri güvenli kullanma sıkıntısı. Bunun için firmaların çalışanlarını ciddi bir eğitim sürecinden geçirmesi gerekiyor. Bir IPAF eğitmeni olarak bu konuya dikkat çekmek istiyorum.   Platform-Der Yönetim Kurulu Üyesi Sibel Aygül Gerçekleştirdiğimiz organizasyon beklediğimizin çok üstünde bir ilgiyle karşılandı. Yurt içi ve dışından gelen ziyaretçilerle salon doldu.   LiuGong Türkiye Sorumlusu Karl Che 67 yıllık köklü bir sektörel tecrübeye sahibiz. Türkiye’de inşaar ekipmanları alanında hizmet vermekteyiz. Yapılan etkinlikten oldukça memnun kaldık. Sektörel açıdan faydalanabileceğimiz firmalarla tanıştık.   Ay Lift Yönetim Kurulu Üyesi Faruk Aksoy Çok güzel bir organizasyon gerçekleştirildi. 200’e yakın katılımcı ve ciddi manada sponsorlar bulunmakta. Böylesi bir organizasyonda bulunmaktan gurur duyuyoruz.   Sinoboom Satış ve Pazarlama Müdürü Erdinç Ünlübay Bu ve bunun gibi etkinlikler sektörümüze büyük katkılar sağlıyor. Sektör paydaşlarının daha komplike çalışmaları bakımından çok önemli.   Platform-Der Genel Sekreter Yrd. Abdullah Tuncer Platform-Der’deki görevimin yanı sıra IPAF Türkiye Müdürüyüm. Bu etkinliğin temeli 2 yıl önce atılmıştı. Böyle bir etkinlik en son 13 yıl önce yapılabilmişti. Bu anlamıyla bu organizasyon bizim için çok önemliydi. Sektörün paydaşlarını bir araya getirdik.   Global Makina TR Genel Müdürü Serkan Yörenç Etkinliğin çok başarılı olduğuna inanıyorum. Burada sektörümüzün bir fotoğrafını çektik diyebilirim. Sunumlar çok etkileyiciydi. Geleceğe dair sektörel potansiyel masaya yatırıldı. Kendi adıma aydınlatıcı bir etkinlik olduğunu söyleyebilirim.   QuadroMac  Genel Müdürü Erhan Küçük  IPAF’ın verdiği operatör eğitimleri sektörümüz açısından çok önemli. Sektördeki paydaşlarımızın burada olması çok kıymetli. Gerçekten çok verimli ve güzel bir etkinlik oldu.   Tim Forklift Genel Müdürü Görkem Durmuş Çok güzel ve verimli bir etkinlik oldu. Birçok konuda aydınlandık.   MSL Vinç Genel Müdürü Okan Baş  Çok başarılı ve yerinde bir etkinlik oldu. Bence çok geç kalınmış bir organizasyondu. Böylesi organizasyonların artarak devam etmesi sektörümüz açısından çok önemli.   Mak-Ser Makine Satış Müdürü Hüseyin Çelikkan Etkinlik sektörümüz açısından çok önemliydi. Birçok firma sektör açısından aydınlatıldı. IPAF’ın güvenlik standartları açısından uyguladığı eğitimler çok önemsenmeli.

TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

1 Konu 1 Konuk

Akkuyu Nükleer Santrali’nde Maaş Krizi Derinleşiyor: İşçiler 2 Aydır Ücret Bekliyor

Yayınlanma tarihi

-

Mersin’de yapımı süren Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde işçilerin maaş krizi büyüyor. Edinilen bilgilere göre, çalışanların iki aydır maaşları ödenmiyor ve Ocak 2025’te taahhüt edilen maaş zammı da hâlâ yapılmadı.

Ulusal Kanal’ın ulaştığı kaynaklara göre, yaşanan mali sıkıntılar nedeniyle iş gücü daraltıldı. Sınırlı sayıdaki personel sadece 1. reaktörde çalıştırılırken, 2., 3. ve 4. reaktörlerde tüm faaliyetler durduruldu. Bu durum, santralin genel ilerleyişini ve zaman planlamasını olumsuz yönde etkiliyor.

İşçilerin maaş ve özlük haklarına dair yaşadığı belirsizlik, projede çalışan emekçiler arasında büyük bir huzursuzluk yaratırken, yetkili kurumlardan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Öte yandan sendikaların ve işçi temsilcilerinin konuyla ilgili harekete geçmesi bekleniyor.

Akkuyu Nükleer Santrali, Türkiye’nin ilk nükleer enerji tesisi olması nedeniyle hem yerli hem de uluslararası kamuoyunun dikkatle izlediği stratejik bir proje olma özelliği taşıyor. Bu nedenle yaşanan aksaklıkların çözülmesi, sadece çalışanlar açısından değil, projenin prestiji açısından da önem taşıyor.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Trend olan