Sektörel Gündem
Jeotermal enerji ülkemize 1 milyar dolar katkı sağlıyor
Türkiye’de 39 yıl önce 15 megavatlık kurulu güçle başlanan jeotermal elektrik santrallerinin büyüklüğü geçen yıl sonu itibarıyla 1.691 megavata ulaştı. Jeotermal enerjiden 10 bin 223 gigavatlık bir elektrik üretimi gerçekleştirilirken, bu alanda santral yatırımlarına hizmet veren 40 firma, ülkemize yıllık ortalama 1 milyar dolar katkı sağlıyor.

Jeotermal enerji kaynaklarının ülkemizin hemen her bölgesinde bulunduğunu ancak net potansiyelinin henüz bilinmediğini kaydeden Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) Başkanı Ufuk Şentürk, gerek Maden Tetkik Arama (MTA) Genel Müdürlüğü gerekse özel sektör yatırımcıları tarafından hala kaynak arama ve geliştirme çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Şentürk, jeotermal enerjinin elektrik üretimindeki kurulu güç payının tüm enerji kaynakları içinde yüzde 2’ye yaklaştığını, elektrik üretiminde ise yüzde 3’ler seviyesini bulduğunu kaydetti.
“YEKDEM destekleri ile yatırımlar hız kazanacak”
2005’te Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nca Elektrik Piyasası Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) teşvik sisteminin hayata geçirildiğini ve yatırımların hız kazandığını dile getiren Ufuk Şentürk, 2020 yılında yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve YEKDEM teşvik mekanizmasının değiştirilerek Türk Lirası bazına alınması gibi etkenlerle yatırımların durma noktasına geldiğini, Mayıs ayında güncellenen YEKDEM ile birlikte sektörün tekrar hareketlendiğini bildirdi.
“Jeotermal Kanunu Meclis’ten geçmeli”
YEKDEM’in ilk döneminde devreye giren santrallerin 10 yıllık süreyi 2023 yılı sonunda tamamlayacaklarını, bu sebeple ilerleyen dönemlerde hem yatırım hem de elektrik üretim hacim boşluğunu kapatabilmek için yeni yatırımların oluşturulması ve teşvik şartlarının yeniden düzenlenmesinin gerekeceğine dikkat çeken Şentürk, yenilenebilir enerjinin finansmanı amacıyla Borsa’da ve SPK mevzuatında yeni düzenlemeler yapılması gerektiğine vurgu yaptı.
Jeotermalde santral yatırımlarına ortalama 40 firmanın hizmet verdiğini ve yıllık ortalama 1 milyar dolar katkı sağladıklarını bildiren Şentürk, kısa vadede yarım kalan projeleri tamamlamak için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatında; yenilenebilir enerji yatırımları için pozitif ayrımcılık yapılmasının yatırımcıların yüksek öncelikli beklentileri arasında olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mıza yasal bir düzenleme teklifinde bulunduk. Sektörün uzun zamandır beklediği Jeotermal Kanunu’nun Meclis’ten geçmesi, gerekli teşviklerin sağlanabilmesi ve kullanılmayan ve neredeyse tamamının içinde sıcak jeotermal su barındıran petrol kuyularının jeotermal faaliyetler için değerlendirilmesini de arzu ediyoruz.”
“750 milyon dolarlık gaz ithalatını önlüyoruz”
Jeotermal enerjinin fosil yakıtlarla kıyaslanmayacak kadar temiz bir enerji çeşidi olduğunu anımsatan Ufuk Şentürk, jeotermal enerji kaynaklarıyla doğalgazın yarattığı 1,6 milyon ton karbondioksitin atmosfere salınımını engellediklerini ve parasal boyutta da yaklaşık 750 milyon dolarlık bir doğalgaz ithalatını önlediklerini dile getirerek jeotermalle ısıtılan konutlarda faturaların düştüğünü, ısınma maliyetlerinin azaldığını ve seracılıkta verimin arttığını söyledi.
Jeotermal yatırımların önündeki en büyük engelleri; yeterli teşvik olanaklarının olmayışı, düşük faizli ve uzun vadeli kredi sağlamanın her geçen gün zorlaşması, kredi maliyetlerinin fizibiliteyi karşılamaktan uzaklaşması, yerli teknolojinin yetersiz olması şeklinde sıralayan Ufuk Şentürk, tüm yenilenebilir enerji yatırımları için Borsa İstanbul nezdinde bir pazar kurulmasını, yatırımların kur riskinden uzak bir şekilde finansmanının halkın katılımı ile sağlanmasını istedi.
“Yerli ekipman ve Ar-Ge’ye daha fazla destek şart”
Ufuk Şentürk, santrallerde kullanılan ekipmanı mümkün olduğunca yerli tercih ettiklerini, yurt dışından tedarik edilen ürünlerde hem maddi kayıplar hem de servis sıkıntıları yaşandığını bildirdi. Yerli ekipman tercih edilmesinin hem yatırımcının maliyetlerini düşürmek hem de satılan elektriğin ucuzlaması için iyi bir yöntem olduğunu dile getiren Şentürk şunları kaydetti: “Yerli ekipman ve Ar-Ge de çok iyi bir noktada olduğumuzu söyleyemeyiz. Tedarik edilen malzemenin bir kısmının ülkeden bir kısmının yurt dışından alınıyor olması dezavantaj yaratıyor. Bu sebeple satılan malın üretimine de odaklanılması ve bu konuda kamu birimleriyle birlikte çalışmalar yapılması gerekiyor.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Sektörel Gündem
CONEXPO-CON/AGG 2026’DA TÜRKİYE RÜZGÂRI ESECEK
Dünyanın en büyük inşaat ve iş makineleri fuarlarından biri olan CONEXPO-CON/AGG 2026, 3–7 Mart 2026 tarihleri arasında ABD’nin fuar ve etkinlik merkezi olarak bilinen Las Vegas kentinde düzenlenecek. Üç yılda bir gerçekleştirilen dev organizasyonda Türkiye’den sektör temsilcileri de güçlü bir şekilde yer alacak.
Türkiye inşaat makineleri sektörünü uluslararası platformlarda temsil eden Türkiye İş Makinaları Distribütörleri ve İmalatçıları Birliği (İMDER), fuara “Türkiye’nin Makinecileri” ile birlikte katılarak sektörün üretim gücünü ve teknolojik kapasitesini dünyaya tanıtacak.
Önceki organizasyonda yaklaşık 3 milyon metrekarelik alanda 36 ülkeden 2 bin 400’den fazla firmanın katıldığı fuar, 163 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlamıştı. 2026 organizasyonunda ise özellikle inşaat makineleri, altyapı teknolojileri ve ağır ekipman sektöründeki dijital dönüşüm çözümlerinin ön plana çıkması bekleniyor.
Ücretsiz ABD seyahati fırsatı
Fuar organizasyonu bu yıl da katılımcılar için özel bir fırsat sunuyor. CONEXPO-CON/AGG 2026’nın resmi internet sitesini ziyaret ederek çekilişe katılan şanslı kişiler, fuarı yerinde ziyaret edebilmek için Amerika Birleşik Devletleri’ne ücretsiz uçak bileti kazanma şansı elde edebilecek.
Las Vegas’a gidiş bileti kazanmak isteyenler, 31 Aralık tarihine kadar fuarın resmi sayfasında yer alan karekod üzerinden başvurularını gerçekleştirebilecek.
Küresel inşaat makineleri sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olarak görülen fuar, hem yeni teknolojilerin tanıtılmasına hem de uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine önemli katkı sağlayacak.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Sektörel Gündem
Çolakoğlu Metalurji, küresel demir çelik sektörünün önde gelen organizasyonu Wire & Tube Fuarı’na hazırlanıyor
Türkiye’nin önde gelen çelik üreticilerinden Çolakoğlu Metalurji, 13–17 Nisan 2026 tarihlerinde Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenecek Wire & Tube Fuarı’na katılacak. Şirket, küresel demir-çelik sektörünün en prestijli organizasyonları arasında yer alan fuarda, ileri teknolojiyle üretilen katma değerli ve yüksek kaliteli ürünlerini uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturacak.
65 ülkeden yaklaşık 2.700 katılımcıyı ve on binlerce ziyaretçiyi bir araya getirmesi beklenen fuar kapsamında Çolakoğlu Metalurji, 4. Salon F30 numaralı alanda yer alacak; mevcut ve potansiyel iş ortaklarını standında ağırlayacak. Şirket, fuar süresince uluslararası pazardaki güçlü konumunu pekiştirmeyi ve ihracat hacmini artırmayı hedefleyecek.
Küresel Pazarlarda Güçlü Büyüme Hedefi
Çolakoğlu Metalurji Satış ve Pazarlama Direktörü Gökhan Erdem, Ar-Ge ve inovasyon odaklı üretim anlayışıyla müşterilere özel çözümler geliştirmeye devam ettiklerini belirterek, Wire & Tube Fuarı’nın küresel ölçekte marka değerini güçlendirmek ve yeni iş birlikleri geliştirmek açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Sektörel Gündem
JEOPOLİTİK RİSKLER YATIRIM ROTASINI DEĞİŞTİRİYOR
Çatışma bölgelerinden uzak, güvenli ve öngörülebilir ülkelere Altın Vize talebi artıyor
Orta Doğu’da artan gerilim ve dünyanın farklı bölgelerinde devam eden savaşlar, uluslararası yatırımcıların risk algısını yeniden şekillendiriyor. Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, yatırımcıların çatışma riski düşük, hukuki altyapısı güçlü ve uzun vadeli güvenlik sunan ülkelere yöneldiğini belirterek, Altın Vize talebinde Avrupa ve Karayipler’in öne çıktığını söyledi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ardından İran’ın karşılık vermesi ve Körfez ülkelerinden bazı bölgelerin füze saldırılarından etkilenmesi, bölgeye yatırım planlayan yatırımcıları tedirgin etti. Jeopolitik risklerin yalnızca Orta Doğu ile sınırlı kalmaması; Rusya-Ukrayna savaşı, Pakistan-Afganistan hattındaki gerilim ve farklı coğrafyalardaki çatışmalar, yatırımcıların sermayelerini daha güvenli ve öngörülebilir pazarlara yönlendirmesine neden oluyor.
Küresel risk ortamındaki değişimi değerlendiren Alamarioğlu, yatırım kararlarında artık güvenlik ve siyasi istikrarın getiri kadar önemli hale geldiğini vurguladı.
“Yatırımcı artık güvenli bölge arıyor”
Alamarioğlu, “Körfez bölgesi uzun süredir güvenli liman olarak görülüyordu. Ancak bölgesel gerilimin genişlemesi, yatırımcıların risk algısını yeniden değerlendirmesine yol açtı. Bugün yatırımcılar yalnızca getiriye değil; siyasi istikrara, güvenliğe ve hukuki öngörülebilirliğe odaklanıyor” dedi.
Avrupa’da Altın Vize talebi güçlü
Jeopolitik risk dönemlerinde Avrupa’nın “güvenli liman” algısının güçlendiğini belirten Alamarioğlu, yatırım yoluyla oturum programlarının artık sadece seyahat kolaylığı değil, aynı zamanda uzun vadeli yaşam ve güvenlik planının parçası olarak görüldüğünü ifade etti.
Özellikle Yunanistan başta olmak üzere AB içinde oturum hakkı sunan programlara talebin güçlü şekilde devam ettiğini söyledi. Bunun yanı sıra Portekiz ve Malta da yatırımcıların ilgi gösterdiği ülkeler arasında yer alıyor.
Panama modeli yükselişte
Orta Amerika’da bulunan Panama’nın da yatırımcılar açısından dikkat çektiğini belirten Alamarioğlu, 300 bin dolar ve üzeri gayrimenkul yatırımıyla kalıcı oturum alınabildiğini, 5 yılın ardından ise vatandaşlık başvuru hakkı tanındığını söyledi.
Panama pasaportunun 140’tan fazla ülkeye vizesiz erişim sağladığını belirten Alamarioğlu, İngiltere ve Schengen ülkelerinin de bu kapsama dahil olduğunu ifade etti. Panama’nın lojistik açıdan küresel ticaret yollarının merkezinde yer aldığını ve Latin Amerika ile ABD arasında stratejik bir köprü işlevi gördüğünü dile getirdi.

Karayipler’de doğrudan vatandaşlık öne çıkıyor
Avrupa’nın yanı sıra çatışma riski düşük coğrafyalar arasında Karayip ülkelerinin de öne çıktığını belirten Alamarioğlu, özellikle Saint Kitts ve Nevis, Dominika ve Antigua ve Barbuda gibi ülkelerin hızlı süreç ve güçlü pasaport avantajı sayesinde yatırımcıların alternatif planlarında önemli yer tuttuğunu söyledi.
“Altın Vize artık bir güvenlik stratejisi”
Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programlarının yatırımcı açısından anlam değiştirdiğini belirten Alamarioğlu, “Altın Vize artık yalnızca bir yatırım aracı değil; aynı zamanda bir risk yönetimi ve varlık koruma stratejisi olarak görülüyor. Jeopolitik belirsizliklerin arttığı dönemlerde yatırımcılar, aileleri için alternatif bir yaşam planı ve sermayeleri için güvenli bir hukuki zemin oluşturmak istiyor” dedi.
Talep üç ana bölgede yoğunlaşıyor
Sektör verilerine göre yatırımcı tercihleri 2026 itibarıyla üç ana bölgede yoğunlaşıyor:
- Avrupa: Schengen erişimi ve AB’de yasal oturum (Yunanistan, Portekiz, Malta)
- Karayipler: Hızlı ve doğrudan vatandaşlık (Saint Kitts ve Nevis, Dominika, Antigua ve Barbuda)
- Gelişmiş ekonomiler: Uzun vadeli yerleşim ve iş fırsatları (ABD yatırım programları)
Alamarioğlu, “Önümüzdeki dönemde yatırımcı tercihlerinde temel kriter getiri değil; güvenlik ve öngörülebilirlik olacak. Küresel risklerin arttığı her dönemde sermayenin çatışmadan uzak ve istikrarlı bölgelere yöneldiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.
TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
-
1 Konu 1 Konuk5 yıl önceSarılar Group’un Genç Yöneticisi Hanifi Gürbüz: Yatırım Odaklıyız, Covid-19 Sürecinde Bile Çalışmalarımız Devam Ediyor…!
-
Özel Haber4 yıl önceELFATEK’TEN AKİBA
-
Ağır Yük Taşıma Araçları5 yıl önceGEMLİK AKTAŞ-1 LOJİSTİK’İN GURUR GÜNÜ
-
Özel Haber5 yıl önceHASANKEYF’TEKİ TARİHİ TAŞIYAN ÇABA MİSNAK, DÜNYADA YAPILAMAYANI YAPARAK HEM TARİHİ TAŞIDI HEM DE TARİHE GEÇTİ
-
Özel Haber5 yıl önceSalih Kodaman: Müşteriye verdiğimiz güven, bizim en büyük farkımız
-
Son Dakika5 yıl önceDüzce eşrafından Sadettin Kayışoğlu vefat etti.
-
Son Dakika5 yıl önceHareket Turquality ile Globaldeki Gücüne Güç Katacak
-
Sektörel Gündem5 yıl önceÖzbay Hidromekanik Yöneticisi Ertan Katık: Bir ömrü sektöre verdim

