Takip Edin

Son Dakika

İKMİB YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI KAYA, İKMİB BAŞKANLIĞINA ADAY OLDU

Yayınlanma tarihi

-

İKMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Özcan Doğu Kaya yeni dönemde İKMİB başkanlığına adaylığını açıkladı. 

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (İKMİB) mevcut yönetiminde Başkan Yardımcısı olarak dört yıldır çalışmalarını yürüten ve aile şirketi Derby Konveyör Bant Sanayi ve Ticaret A.Ş. İş Geliştirme ve Teknolojik Gelişmelerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Özcan Doğu Kaya, Nisan 2022’de yapılacak seçimlerde İKMİB başkanlığına aday olduğunu duyurdu.  

Kaya, sektörel ihracat stratejileri geliştireceklerini, bünyesinde akredite test merkezi ve AR-GE altyapılarını güçlendirecek bir platform bulunduracak Kimya Teknoloji Merkezi’ni zaman kaybetmeden hayata geçireceklerini vurguladı.

YENİ DÜNYANIN KURALLARINA GÖRE GÜÇLENDİRİLECEK 

Türkiye İhracatçılar Meclisi bünyesinde yer alan İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçılar Birliği’nin (İKMİB) Nisan 2022’de yapılacak başkanlık seçimlerine, mevcut yönetimde Başkan Yardımcısı olarak görev alan Özcan Doğu Kaya Birlik Başkanlığına aday olduğunu açıkladı. Küresel ticarette oyunun kuralının değiştiğine dikkat çeken Kaya; İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçılar Birliği’nin mevcut yapısını yeni dünyanın kurallarına uygun olarak güçlendireceklerini söyledi. Kaya, İKMİB Başkanlığına kimya sektörünün dönüştürücü gücünü harekete geçirecek; kapsayıcı, katılımcı, yenilikçi, yaratıcı ve dinamik bir yönetim anlayışıyla talip olduğunun altını çizdi.    KÜRESEL VİZYON İLE UYUMLU PROGRAMLAR Kimya sektöründe ihracat yapan tüm firmalara çok yönlü destek olmak için yola çıktıklarına dikkat çeken Özcan Doğu Kaya, “16 alt sektörü bünyesinde barındıran kimya sektörü; üretim, istihdam, diğer lokomotif sektörlere sağladığı çarpan etkisi ve ihracatı ile Türkiye ekonomisine güçlü bir katma değer yaratıyor. Pandemi; tedarik, lojistik ve iklim krizleri; ve dijital dönüşüm gibi ezber bozan tüm değişimler eşliğinde, yeni dünya düzenine uygun kimya sektörü ihracatı stratejileri oluşturmak için tüm imkânlarımızla seferberlik ilan edeceğiz. Kimya, alt sektörleri birbirinden çok farklı dinamikler içeren bir sektördür. Her biri için ayrı çalışarak, sektörel, yenilikçi, proaktif ve küresel vizyon ile uyumlu programlar oluşturacağız. İhracatçı birliğimizi de bu çalışmalarla paralel olarak daha etkin çalışabilecek şekilde tekrar yapılandıracağız” dedi. Kaya, küresel ticaretteki yeni oyun kurallarını göz önünde bulundurarak İKMİB çatısı altındaki tüm sektörler için yol gösterecek etkin “Sektörel İhracat Stratejileri” geliştireceklerini söyledi.    “BU DÖNEM İÇERİSİNDE FAALİYETE GEÇİRECEĞİZ” Türkiye için bir ilk olacak ve başka sektörler için de örnek teşkil edecek Kimya Teknoloji Merkezi’nin zaman kaybedilmeden faaliyete geçirilmesinin önemine dikkat çeken Özcan Doğu Kaya, “Kimya Teknoloji Merkezi’nin sektörümüze çok yönlü katma değer sağlayacağına inanıyorum. Sektörümüzü küresel arenada daha güçlü bir oyuncu haline getirmek için hızla yaşama geçirilmesi gerektiğini düşündüğüm, 2016’dan beri projesinin fikir babası ve yürütücüsü olduğum Kimya Teknoloji Merkezi’ni birliğimizin bu dönemi içerisinde faaliyete geçireceğiz” dedi.       AKREDITE TEST MERKEZİ KURULACAK Yüksek katma değerli üretimin yolunun AR-GE’den geçtiğine dikkat çeken Kaya, Kimya Teknoloji Merkezi bünyesinde AR-GE Merkezi çalışmalarına hız vererek, kimya sektörünün yüksek katma değerli üretimini destekleyeceklerini söyledi. Sektörün öncelikli sorunlarından birinin “test” olduğunu hatırlatan Kaya, Kimya Teknoloji Merkezi altında “Akredite Test Merkezi” kuracaklarını vurguladı.  İKMİB Başkan adayı Özcan Doğu Kaya, kimya sektörünün geleceğin dijitalleşen dünyasındaki dönüşümüne öncülük edecek projeler geliştirerek, büyük şirketlerimizin yanı sıra KOBİ’lerimizin de e-ticaret/e-ihracatta da dünya pazarlarında daha etkin rol almasını sağlayacaklarını da ifade etti.    “SEKTÖREL SİNERJİYİ ARTIRACAĞIZ” İKMİB Başkan Adayı Özcan Doğu Kaya, “Atacağımız her adımda sektörümüzde faaliyet gösteren tüm firmalara ve tüm paydaşlarımıza kulak vereceğiz. Tüketicileri daha iyi anlamak için tüketici araştırmalarına odaklanacağız. Yoğun katılımlı ve verimli network etkinlikleri ile sektörel sinerjiyi artıracağız. İşbirliği kültürü içerisinde kimya sektörünü tüm paydaşlarımızla birlikte geleceğe taşıyacağız” dedi.    ÖZCAN DOĞU KAYA KİMDİR? Özcan Doğu Kaya, 1983 yılında Kastamonu’da doğdu. Liseyi Robert Koleji’nde, lisans eğitimini ABD’de Carnagie Mellon University’de Bilgisayar Bilimleri ve Robotik Mühendisliği bölümlerinde çift ana dalda tamamladı. Profesyonel hayata Microsoft Windows Kernel takımında başlayan Kaya, 4 sene boyunca yazılım mühendisi olarak görev yaptı. Windows tabanlı bilgisayarlar DLL ismi verilen ‘ortak kod kütüphanelerini’ yüklerken, Kaya’nın sil baştan yazdığı kodu kullanır. 2011 yılında Türkiye’ye dönüş yapan Kaya, 11 yıldır kauçuk ve teknik tekstil alanlarında faaliyet gösteren aile şirketi Derby Konveyör Bant firmasında İş Geliştirme ve Teknolojik Gelişimden sorumlu Başkan Yardımcısı görevini yürütüyor. İKMİB’de mevcut dönemde başkan yardımcısı, önceki dönemde de yönetim kurulu üyesi olarak kimya sektörü ihracatının artırılması için çeşitli aktif görevlerde yer alan Özcan Doğu Kaya; kamu, sektör mensupları ve diğer paydaşlar ile yapılan sayısız toplantıda Birliği, başkan adına temsil etti. Ar -Ge Proje Pazarı, fuarlar, TİM heyetleri ve sektörel heyetler, sektörel rapor çalışmaları, önce Kauçuk Teknoloji Merkezi, sonra Kimya Teknoloji Merkezi gibi birçok organizasyonda başkan, yürütücü ve yönetim kurulu temsilcisi rollerini üstlendi. 16 yıl Kauçuk Derneği Başkanlığı yapmış sektör duayeni ve babası Nurhan Kaya’dan öğrendiklerini, detaycı ve titiz çalışma tarzı ile harmanladı. Gerek kendi fabrikasında, gerek İKMİB, İSO, Kauçuk Derneği ve ÇTSO’da kimyanın mutfağında kritik tecrübeler edindi. Evli ve bir kız çocuk babası olan Özcan Doğu Kaya, çok iyi derecede İngilizce biliyor. Kaya, stratejik kutu oyunları ve amatör astronomi ile hobi olarak ilgileniyor.

TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Dakika

‘Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük’

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz dedi.

Yayınlanma tarihi

-

‘Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük’ Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz” dedi. Yeditepe Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hantavirüsler, kemirgenler ve bazı böcekçil hayvanlar aracılığıyla taşınan, zarflı RNA yapısına sahip virüslerdir. Bunyaviridae ailesi içerisinde yer alan bu virüs grubu, farklı türleriyle insanlarda çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Bugüne kadar en az 40 hantavirüs türü tanımlanmış olup bunların en az 22’sinin insanlarda hastalık yapabildiği biliniyor. Her hantavirüs tipi genellikle belirli bir kemirici türü ile ilişkilidir ve virüs doğada bu hayvanlar arasında dolaşımını sürdürür” diye konuştu. Prof. Dr. Sönmnezoğlu, “Virüs adını, ilk kez izole edildiği Hantaan Nehri’nden alıyor. 1978 yılında Ho Wang Lee tarafından Kore’de bu nehir çevresinde yaşayan bir kemiriciden izole edilerek bilim dünyasına kazandırılmıştır. Bu keşif, hastalığın nedeninin anlaşılmasında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Hantavirüs yeni bir virüs değil. Hastalık ilk olarak Kore Savaşı sırasında dikkat çekiyor. O dönemde Amerikan askerleri arasında yüksek ateş, şiddetli kanamalar ve böbrek yetmezliği ile seyreden vakalar görülüyor ve hastalık ‘Kore Kanamalı Ateşi’ olarak adlandırılıyor. Amerikan ordusu 1951-1952 yılları arasında 3500’den fazla vaka ve yaklaşık 400 ölüm kaydetmiş. Savaş sonrası asker hareketliliği ve lojistik faaliyetler nedeniyle hastalığın belirtileri dünyanın farklı bölgelerinde de görülmeye başlanmış” dedi. ‘BÖBREK YETMEZLİĞİ GÖRÜLEBİLİR’ Prof. Dr. Sönmnezoğlu,”Hantavirüsler, coğrafi dağılımına ve virüs tipine bağlı olarak iki ana klinik tabloya neden olur; Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS). Daha çok Amerika kıtasında görülür. Akciğer tutulumu ön plandadır. Hastalık ani başlangıçlı olup hızla ağırlaşabilir. Öksürük, nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi ve dolaşım yetmezliği gelişebilir. Bu formun ölüm oranı oldukça yüksektir. Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) ise Avrupa ve Asya’da yaygındır. Böbrek tutulumu ile karakterizedir. Hastalarda düşük tansiyon, kanama eğilimi ve böbrek yetmezliği görülebilir. Türkiye’de bildirilen vakalar genellikle bu klinik tablo ile uyumludur” diye konuştu. ‘ÇİFTÇİLİK VE ORMANCILIK GİBİ FAALİYETLER BULAŞ RİSKİNİ ARTIRIR’ Hantavirüslerin çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğü ile çevreye yayılan virüs, kuruyarak havaya karışabilir ve solunum yoluyla insanlara geçebilir. Kontamine partiküllerin solunması, kemirgen atıklarıyla temas, nadiren kemirgen ısırıkları ile bulaşabilir. Kapalı ve yetersiz havalandırılan alanların temizlenmesi, kemirgen istilasına uğramış ortamlarda bulunmak, çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetler bulaş riskini artırır. Genel olarak hantavirüsler insanlar arasında bulaşmaz. Ancak Amerika kıtasında görülen Andes virüsü için nadir de olsa insandan insana bulaş bildirilmiştir. Bu bulaşın genellikle aynı evde yaşayan kişiler veya yakın temaslılar arasında, uzun süreli temas sonucu gerçekleştiği belirtilmektedir” ifadelerini kullandı. ‘BELİRTİLER 1 İLA 8 HAFTA İÇİNDE ORTAYA ÇIKAR’ Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Belirtiler genellikle virüse maruz kalındıktan sonra 1 ila 8 hafta içinde ortaya çıkar. Erken dönem belirtileri; ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, karın ağrısı, bulantı ve kusma. İleri dönem belirtileri; HCPS’de: öksürük, nefes darlığı, akciğer ödemi. HFRS’de: düşük tansiyon, kanama bozuklukları, böbrek yetmezliği. Hastalık bazı hastalarda hızla ağırlaşarak hayati risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonunun erken tanısı, belirtilerin diğer birçok hastalıkla benzerlik göstermesi nedeniyle zor olabilir. Bu nedenle hastanın öyküsü büyük önem taşır. Özellikle kemirgen teması, mesleki riskler ve seyahat geçmişi sorgulanmalıdır. Tanı yöntemleri olarak serolojik testler (IgM ve IgG antikorlarının tespiti), PCR ile viral RNA’nın gösterilmesi kullanılır. Laboratuvar çalışmaları yüksek biyogüvenlik önlemleri gerektirir” dedi. ‘DÜNYA GENELİNDE HER YIL BİNLERCE VAKAYA NEDEN OLUR’ Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Hantavirüs enfeksiyonu için onaylanmış spesifik bir antiviral tedavi veya aşı bulunmuyor. Tedavi tamamen destekleyicidir. Solunum desteği, sıvı ve elektrolit dengesi, böbrek fonksiyonlarının izlenmesi, gerekli durumlarda yoğun bakım desteği yapılır. Erken dönemde uygun tıbbi müdahale, özellikle ağır vakalarda hayatta kalma şansını artırır. Hantavirüs enfeksiyonları nadir görülmekle birlikte dünya genelinde her yıl binlerce vakaya neden olur. Yıllık tahmini vaka sayısı; 10.000 – 100.000 civarındadır. Vakaların büyük çoğunluğu Asya ve Avrupa’da görülür. Amerika kıtasında daha az vaka olmasına rağmen hastalık daha ağır seyreder. Ölüm oranları Avrupa ve Asya’da yüzde 1 – yüzde 15, Amerika kıtasında yüzde 20 – yüzde 50 arasındadır” diye konuştu. Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Hantavirüs enfeksiyonları dünya genelinde farklı bölgelerde görülüyor. Çin en yüksek vaka sayısına sahip ülke. Güney Kore düzenli olarak vaka bildiriliyor. Kuzey ve Orta Avrupa’da her yıl binlerce vaka görülüyor. Güney Amerika daha az vaka ancak daha yüksek ölüm oranına sahip. Türkiye’de hantavirüs vakaları 2009 yılından bu yana bildiriliyor. 2009-2025 yılları arasında yıllık vaka sayıları 4 ile 58 arasında değişmiş. Türkiye’de görülen vakalar genellikle böbrek tutulumu ile seyreden HFRS formundadır. Hantavirüs enfeksiyonu açısından risk altında olan gruplar; çiftçiler, orman işçileri, depo, ahır ve kapalı alan çalışanları, kemirgenlerle temas riski olanlardır. Ayrıca uzun süre kapalı kalmış alanları temizleyen kişiler de risk grubunda yer alır” ifadelerini kullandı. ‘KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU KEMİRGENLERLE TEMASI AZALTMAKTIR’ Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Yaşam alanlarının temiz tutulmalıdır. Kemirgen girişleri engellenmelidir. Gıdalar güvenli şekilde saklanmalıdır. Temizlik sırasında toz oluşumu önlenmelidir. Kirli alanlar temizlenmeden önce nemlendirilmelidir. El hijyenine dikkat edilmelidir” dedi.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Son Dakika

Hantavirüsün İnsanlar Arasında Yayılımı Düşük Risk Taşıyor

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz dedi.

Yayınlanma tarihi

-

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, hantavirüsün insandan insana yayılımının oldukça sınırlı olduğunu belirterek, geniş çaplı bir pandemi riski taşımadığını ifade etti. Hantavirüslerin, esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaştığını ve bu virüslerin birçok türünün insanlarda hastalıklara yol açabileceğini vurguladı. Şu ana kadar 40’tan fazla hantavirüs türü tanımlanmış olup, bunlardan 22’sinin insanlarda hastalık oluşturma potansiyeli bulunuyor. Hantavirüs, ilk kez 1978 yılında Kore’deki Hantaan Nehri’nden izole edilmiştir. Hastalık, Kore Savaşı sırasında Amerikan askerleri arasında yüksek ateş ve kanamalarla kendini göstermiştir. Hantavirüs enfeksiyonu, iki ana klinik tabloya neden olmaktadır: Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS) ve Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS). HCPS, Amerika kıtasında daha yaygın olup, ani başlangıçlı ve hızlı bir şekilde ağırlaşabilen bir hastalıktır. HFRS ise Avrupa ve Asya’da görülmekte olup, böbrek tutulumu ile karakterizedir. Hantavirüslerin bulaşma yolları arasında enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve tükürüğü ile havaya karışan virüslerin solunması yer almaktadır. Çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetlerin, hantavirüs bulaşma riskini artırdığı belirtilmektedir. Belirtiler, virüse maruz kalındıktan sonra 1 ila 8 hafta içinde ortaya çıkmakta ve erken tanı zorlukları nedeniyle hastanın geçmişi büyük önem taşımaktadır. Hantavirüs enfeksiyonları için spesifik bir tedavi veya aşı bulunmamakta, tedavi genellikle destekleyici bakım ile sınırlıdır. Dünya genelinde her yıl binlerce hantavirüs vakası kaydedilmektedir ve Türkiye’de de 2009’dan bu yana vakalar bildirilmiştir. Hantavirüs enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yolu, kemirgenlerle teması azaltmak ve yaşam alanlarının temiz tutulmasıdır.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Son Dakika

Biglift Makine’den 12 Katta Özel Kurtarma Operasyonu

Türkiye’nin en büyük jumbo platform firmalarından Biglift Makine, İstanbul’da yürekleri ısıtan özel bir kurtarma operasyonuna imza attı…

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’nin en büyük jumbo platform firmalarından Biglift Makine, İstanbul’da yürekleri

ısıtan özel bir kurtarma operasyonuna imza attı.

İstanbul’da bir binanın 12 katında, cam önünde mahsur kalan ev kuşu, ev sahibinin yardım

çağrısı üzerine Biglift Makine ekibi tarafından güvenli şekilde kurtarıldı.

Yüksek erişim gerektiren alanlarda profesyonel çözümler sunan Biglift, bu kez bir proje için

değil, bir can dostu için harekete geçti. Operatörün dikkatli, kontrollü ve hassas müdahalesi

sayesinde kuş bulunduğu noktadan zarar görmeden alınarak sahibine teslim edildi.

Çevredeki vatandaşlar tarafından ilgiyle izlenen kurtarma operasyonu, sosyal medyada

paylaşılan görüntülerle kısa sürede büyük beğeni topladı.

Biglift Makine yetkilileri ise operasyonla ilgili şu mesajı verdi:

“Yalnızca projelerde değil, ihtiyaç duyulan her anda hayatın içindeyiz.”

Bu anlamlı çalışma, Biglift Makine’nin sadece güçlü ekipman ve teknik kabiliyetiyle değil,

aynı zamanda duyarlılığıyla da fark yarattığını bir kez daha gösterdi.


TKU MAGAZİN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Devamını oku

Trend olan